Her şeyden Birşey Mi; Bir şeyden Herşey Mi?

tarihinde yayınlandıMakaleler içinde yayınlandı

Arkadaşlar ‘Fortune Türkiye’ Dergisi’nin Ocak 2010 sayısında yayınlanan “Her şeyden bir şey mi, bir şeyden her şey mi?” adlı makalemi sizlerle paylaşmak istiyorum:

 

Her şeyden bir şey mi, bir şeyden her şey mi?

Merhaba arkadaşlar, Bu makaleyi  elektrik-elektronik mühendisi adayı olarak gördüğüm bazı sıkıntıları dile getirmek için yazıyorum. Yazımda başlıkta olduğu gibi “Her şeyden bir şey mi, bir şeyden her şey mi” sözlerine açıklık getirmek istiyorum.

“Yarım yamalak bilen, hiç bilmeyenden daha zararlıdır” derler. Ama “Tam bilmediğin konulara karışma” sözüne uyduğumuz sürece, ilgilendiğimiz kadar bilmek, en azından kendimiz için faydalıdır.

 

Bir konuda uzman olmak önemlidir. Yetkilisinizdir ve yanlış bir şey yapma olasılığınız düşüktür. Ancak her uzman da genel kültüre sahip olmalıdır. Birazcık her şeyden bilmeli ama bir şeyi de tam bilmelidir ki bu da mesleği olmalıdır.

Toplumumuzda her şeyi bilen grubun üyesi çok fazla. Esnafa ülke nasıl yönetilir deseniz ahkam keser, futbolsever hakeme mesleğini öğretir, hastalar çoğu zaman doktorlardan fazla bilir. Başkasının uzmanlığına o kadar çok karışıyoruz ki kendi uzmanlık alanımız diye bir şey kalmıyor. Bu yüzden uzman ama diğer konularda da genel kültür seviyesinde bilgili olunmalıdır.

Örneğin kendi bölümümden vermek istiyorum. Elektrik-elektronik mühendisi olarak bize hem elektrik hem elektronik hem de haberleşme hakkındaki bilgiler verilmekte ama bunların hepsi sadece yüzeysel olarak verilmektedir. Böyle bir anlayış yerine;  elektrik mühendisi ayrı, elektronik mühendisi ayrı, haberleşme mühendisi ayrı olmalıdır. Böylece bir konu hakkında en detaylı bilgiler öğretilerek o konuda uzman bireyler yetiştirilebilir. Ama şimdi ki eğitimde bireyler bilgiler içinde boğulmaktadır çünkü hiçbir bilgiyi tam olarak öğrenememektedir.  Böylece hiç bir konu hakkında yeteri kadar söz sahibi olmayarak, bocalamaktadır. Herkes bir konu da uzaman olmalıdır.

Bu konu sadece bizim bölümle alakalı olmayıp, diğer bölümlerde de bunun bir çok örneği vardır. Mesela Endüstri mühendisliği, mekatronik mühendisliği gibi örnekler verebiliriz… Endüstri mühendisliği, işletme ve makinanın birleşimi, mekatronik, elektronik ve makinanın birleşimi olarak bireylerin önüne sunmaktadırlar. Bunların yerine ayrı ayrı uzman yetiştirip daha etkili bir yol izlenebilir.

İş hayatından örnek verecek olursak, hiçbir mühendis ben elektronik mühendisiyim diye bir tabir bile kullanmıyor. Ben saha mühendisiyim, ben kontrol mühendisiyim gibi tabirler ortaya çıkmaktadır. İş hayatında lisans eğitiminde öğrendiğimiz bilgilerin %98 ini bile kullanmamaktayız, zaten çalışacağın şirket sana yapacağın iş hakkında aylık eğitimler vererek seni o pozisyona hazırlamaktadır..

İş hayatında bölümler hatta kontrol, saha gibi daha da branşlaşarak daha dar çerçevede tutulmalıdır. Böylece bir konu hakkında daha çok söz sahibi ve uzman kişiler yetiştirebiliriz…

Yılan ve kazın bir hikayesi vardı: Kaz az az uçuyor, biraz yüzüyor, biraz da yürüyor. Yılansa sadece sürünüyor. Sonra bir yarış yapıyorlar ve yılan kazanıyor.

 

 

Umut YILMAZ

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir