Bitcoin

Bitcoin’e yeni başlayanlar için 3 önemli tavsiye

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Bitcoin şu sıralar dünyadaki en sıcak yatırım ve ticaret aracı. Ancak bu yatırım işine girmeden önce bilmeniz gereken üç ana şey var. Faaliyetinizin kayıtlarını tutmanızın dışına dikkat etmeniz gereken küçük ama hayat kurtaran noktalar şu şekilde.
Bitcoin, Ripple, Ethereum, IOTA, Dash, sanal ya da kripto para. Bu aralar sıkça duyduğunuz yatırım araçları. Eminim yanınızdaki arkdaşınız da küçük bir meblağ bile olsa Bitcoin veya Dashcoin’e yatırım yapmıştır. Eğer henüz yatırım yapmadıysanız, hala zamanınız var.

Bitcoin veya onun alt coinlerini satın almadan önce bilmeniz ve dikkat etmeniz gereken üç ipucunu sizlerle paylaşıyorum …

Küçük başlayın…

Kişisel tecrübelere de bağlı olarak son derece küçük bir miktarla başlamanız tavsiye edilyor. Birikiminizin küçük bir kısmıyla bu işe girebilirsiniz. Paranızın hepsini kripto paralara yatırıp çarçur etmenin bir anlamı yok.

Bitkocuğu satın alma, taşıma ve saklama süreci, geleneksel çevrimiçi bankacılık veya yatırım gibi değil. Örneğin, bitcoin’i yanlış bir hesaba, adrese gönderirseniz, sadece bankanızı arayıp işleminizi iptal edemezsiniz. Dolayısıyla, daha büyük miktarda işlemler yapmadan geçmeden önce, bitoin almayı ve nispeten daha küçük bir miktarla sistemin mekanik özelliklerini öğrenmeniz kritik önem taşıyor.

Tekrar söylüyorum fazla yatırım yapmadığınızdan emin olun.

Her hareketinizi not alın…

Bitcoin son derece modern bir teknoloji olduğu halde, tüm bilgilerinizin “çevrimdışı” kayıtlarını sakladığınızdan emin olun. Kalem kağıt ya da en azından bir Microsoft Word belgesi kullanarak yedek alın.

Bitcoin’i saklama ve gönderme/alma, dijital bir cüzdan kurmayı içeriyor. Örneğin şu cüzdanınız bunun gibi görünebilir: “1GwV7fPX97hmavc6iNrUZUogmjpLPrPFoE” Bu hiç de bir hesap adına benzemiyor değil mi?

Cüzdanınızın özel bir anahtarı var. Bu, yukarıdaki genel anahtara benzeyen bir dizi sayı ve harften oluşabilir. Bu, cüzdanınıza erişmek için kullandığınız “şifre”dir. Bu verileri paylaşmamalı veya kaybetmemelisiniz.

Her iki durumda da, güvenli cüzdanların “Şifremi unuttum” seçeneği yok. Özel anahtarınızı kaybederseniz veya unutursanız, cüzdanınıza erişiminizi ve yatırımınız tamemen kaybedersiniz.

Hesap oluşturun ve önleminizi alın…

Nakit paranızı bitcoine dönüştürmek için, bir dövizle (dolar, TL gibi) hesap açmanız gerekiyor.

Sisteme kayıt olurken yapılan kimlik doğrulama veya para transferleri işlemi birkaç gün sürebilir. Bazı sistemlerde saatler içerisinde bile bu işlemler sonuca bağlanabiliyor. Bunun nedeni de dövizin tanınması ve aranan bir suçlu olup olmadığınızdan emin olmak.

Hesabı açtıktan sonra, bitcoin almak için banka havalesiyle ya da kredi kartıyla sisteme para atabilirsiniz.

Bu adımdan sonra dijital ortamda bulunan kripto paralarınızı korumak için harici cüzdan donanımı satın alın. Çünkü cüzdan içindeki paranız aniden kaybolabilir. Verileri saklamak için geliştirilen USB bellek boyutundaki cüzdanlar sizi koruyabilir.

Yeni yeni bitcoin’e yatırım yapmaya başlıyorsanız, ya da bir süredir yatırım işindeyseniz bu ipuçlarını izleyerek büyük hatalar ve kayıplardan kaçınabilirsiniz.

Kaynak: Onur Binay / Milliyet.com.tr

Nikola TESLA ve Kablosuz Elektrik İletimi

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

1857 yılında Hırvatistan Similyan’da dünyaya gelen Tesla; alternatif akım, deprem makinesi, radyo, kablosuz elektrik iletimi gibi önemli buluşların sahibi elektro fizik uzmanıdır. Elektromanyetiğin babası olarak da anılan Tesla; dünyadaki bilim ve teknoloji yapısını tam anlamıyla “kökünden” değiştirebilecek birçok buluşa imza atmasına rağmen, ders kitaplarında adı nadiren geçer. Özellikle elektriğin kablosuz taşınabilmesi gibi bir çalışma yapması ve bunu kanıtlaması onun ne kadar benzersiz bir mucit olduğunu açıklar. Yeteneği ve sahip olduğu dehası sayesinde Edison ile arasında amansız bir bilimsel mücadele geçmiş, kendisine ait 700 patenti bulunmaktadır. Genellikle kağıt kalem pek kullanmayan Tesla, büyük yapıları kafasında simülasyon programı gibi canlandırıp, çalıştırabiliyor ve sonuçlarını alabiliyordu. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almanca’ya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyanca’yı da öğrendi. Floransan lamba, neon ışıkları, hız-ölçer, otomobil ateşleme sistemleri, radarın temelleri, elektron mikroskobu ve mikrodalga fırını da Nikola Tesla’nın icatları arasındadır. Alternatif akım jeneratörleri ve motorları, radyo, radar, MRI, lazer teknolojisi, robot teknolojileri, Güdümlü füze teknolojileri, X ray gibi ileri teknoloji temellerini de Tesla atmıştır. En son olarak lazer ölüm ışını üzerinde çalışmış ama sonucu hakkında kesin bir bilgiye ulaşamamıştır.

Nikola Tesla’ya göre doğru akım elektrik sistemleri için uygun bir yöntem değildi. Hem jeneratör (üreteç), hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak daha akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımla çalışabilen bir motoru oluşturamamıştı ve Nikola Tesla bunun üzerinde çok düşündü. Hatta Tesla üniversitedeyken AC’nin, DC’den daha iyi olduğunu söyleyince profesörü tarafından sınıf arkadaşları önünde küçük düşürülmüştü. Ancak yılmadı ve çalışmalarına devam etti. 1882 Şubatında, Budapeşte’de bir parkta ABD endüstrisinde devrim yapacak olan “dönen manyetik alanı” buldu. Alternatif Akımelektrik sistemlerini tasarladı; Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve düşürücü transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları vs.

Budapeşte’de “Bir gün Niagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım” diyerek dinleyenleri şaşırttı. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini sağladı. Nikola her zaman yaratıcı fikirler üretiyor ve çevresinden bu yaratıcılığı nedeniyle takdir topluyor ve ilgi çekiyordu. Kendisi bu durumu zihninde çakan şimşeklerin çoğu zaman rehberi olması ile açıklamıştır. Bunlardan ışık patlamaları olarak bahseder. Şu anki adı ile buna Hiperduyarlılık da denir.


1870’li yıllarda doğru akım (DC), ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun olarak bilinirdi. Fakat doğru akımın direnç kayıpları o kadar büyüktü ki; iletim için oldukça kalın bakır kablolar gerekiyordu. (Edison 1878’de ilk akkor ampulleri üretiyor-110 Volt). DC, motorları çalıştırmak ve ampulleri yakmak için yeterliydi ama uzun mesafelere elektriği iletilemiyordu. Bu Edison ‘a sorulduğunda; Edison bunun için “Her bir mile güç istasyonu kurarız o zaman” demiştir.Elektrik mühendisliğini bırakıp, 1884’te cebinde sadece 4 sentle New York’a geldi. Bir yıl boyunca, Tesla, bu yabancı ülkede açlıkla mücadele etti. Bir süre çukur kazarak geçimini sağladı. Birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union’un ustası, yemek saatlerinde Nikola Tesla’nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Nikola Tesla’yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Nikola Tesla’nın parlak planlarından büyülenen, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirli bir miktar para koydular ve Nikola Tesla’ya Batı Broadway’de bir deney laboratuvarı kurdular. Nikola Tesla bu laboratuvarda jeneratör, transformatör, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.Yaptığı çalışmalar bazı üniversitelerin dikkatini çekti. Cornell Üniversitesi’nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve NikolaTesla’nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.

Nikola Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent bürosu, her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Bunun üzerine Nikola Tesla, 1887’nin Kasım ve Aralık aylarında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan ayında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunların patentleri de bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Fikirler ilginç ve bir o kadar farklıydı ki bir çelişme yada bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan onaylandı. Bu sırada Nikola Tesla, New York’da AIEE (Şimdiki IEEE)’nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin tanıtımını yaptı. Böylece dünyadaki mühendisler, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler. George Westinghouse (Westinghouse Elektrik firmasının sahibi), Nikola Tesla’nın laboratuvarlarına gitti ve Nikola Tesla ile tanıştı. Westinghouse, “Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim” diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 dolar olmak üzere anlaştılar. Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, Genaral Electric elektrik endüstrisinde rakip durumunu koruması içinGenaral Electric’i Westinghouse’dan bir lisans almak zorunda bıraktı.1890’da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve ilk açıklaması projede doğru akım sisteminin kullanılmasının daha uygun olacağı yönünde oldu. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo’ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliği kabul edildi. Westinghouse, 10 adet 5000 beygirgücündeki hidroelektrikjeneratörü için , General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Gerilim, iletim için 22.000 Volt’a çıkarıldı. Böylelikle Tesla başarılı oldu.

Bu gelişmeler yaşanırken, Edison özellikle büyük hayvanları ( at, fil gibi ) toplum önünde gösteri yaparcasına öldürerek AC’nin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermeye çalışıyordu. Hatta mahkûmların idamlarında bile AC kullanımı sağlayarak, Tesla’ya karşı büyük bir karalama kampanyası başlatmıştı.

Edisonun İdam Ettiği Fil
Edisonun İdam Ettiği Fil

Mors koduyla yapılan haberleşmenin sınıf atlaması radyo alanında Nikola Tesla’nın öncülüğü ile devam etmiştir. 1898’de New York şehrinin Madison Parkı’nda (Madison SquareGarden) telsiz ile uzaktan kontrole ait parlak bir gösteri düzenledi. Geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu, yüzmesi için 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Nikola Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrolü sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı. O zamanlarda uzaktan radyo kontrolü hakkında en ufak bir bilgisi olmayan halk, Tesla’nın gemiyi beyin gücü ile kontrol ettiğine inanmıştı. Daha sonra Nikola Tesla uzaktan kumandayı açıklamıştır.

Bu buluşun üstüne New York Times gazetesinden bir yazar Nikola Tesla’ya bu şekilde uzaktan kumanda ile savaşan denizaltılar yapabilirsiniz demiştir. Nikola Tesla ise bu “bir savaş aracı değil, robot ırkının ilk temsilcisidir, yani insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltacak mekanik adamdır” demiştir. Bu buluş temel alınarak günümüzde uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirilmiştir. Günümüzdeki uzay gemisi uzaktan kumanda merkezleri Nikola Tesla’nın yöntemini uygulamaktadır. Nikola Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zamanlarda tam olarak yararlanılmamış olmasına rağmen, Nikola Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanlarındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Nikola Tesla Bobinleri – Nikola TeslaCoils) çıplak elinde tuttuğu ampulü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu.

O günlerde Nikola Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu. Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Nikola Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonansfrekansına yaklaşan, Nikola Tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşyalar esrarengiz bir şekilde sarsılmaya başladı. Böylece, Nikola Tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri ispatladı. Doğal frekansı bulduğunda dünyayı bile ikiye ayırabileceğini düşünecek kadar da sıra dışı bir insandı.

Bu çalışmalarla yetinmeyen Nikola Tesla, dünyanın katmanlarından biri olan iyonosferin insanlığın yararına kullanabileceğini söyleyen ve bunu ispatlayan bilim adamıdır. Atmosferin üçüncü katmanı olan iyonosfer (yerden 80 km), 19. yüzyılda keşfedilmiştir. Nikola Tesla’yı ilgilendiren en önemli özelliği ise elektro manyetik dalgaları yansıtarak görüş hattı dışındaki noktalara iletilmesini sağlamasıdır. Nikola Teslaiyonosfer ile ilgili çok fazla araştırma yapar. Sonrasında ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olan Wardenclyffe Kulesini, Long Island’da 1901 ile 1905 yılları arasında inşa eder.Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Nikola Tesla’yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafına, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Nikola Teslailk insan yapımı şimşeği oluşturmuştu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz olarak iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan FritzLowenstein, Nikola Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu. 1899’da alternatif akım patentleri için Westinghouse’dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs’deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Nikola Tesla New York’a geri döndü. J.P. Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, NikolaTesla’nın hayranı olmuştu. Nikola Tesla, kısa zamanda J.P. Morgan’ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Nikola Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu. Markoni, 8 Aralık 1901 de atlantiği geçen S sinyali ile Tesla’nın 1 adım önüne geçmiş gibi gözüküyordu. Tesla bu olayla alakalı Markoniye yol vermiş ; “Markoni iyi bir dost bırakın devam etsin, benim 17 patentimi kullanıyor” diyerek tiye almıştır.

Nikola Tesla uzaydaki hayatın varlığı ile de yakından ilgilenmişti. Dünyada ilk defa 1899 yılının Mart ayında kendi laboratuvarından uzaya ses dalgaları göndermiştir. Uzaydan gelen kozmik ses dalgalarının kaydını yapmıştır. Bunun duyurusu yaptığında bilim çevresinden ilgi ve destek görememesinin sebebi o yıllarda kozmik radyo dalgalarının bilim camiasında yeri olmamasıdır. 1917’nin Ağustos’unda uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla hareketli cisimlerin izlenebileceklerini açıklamıştır. (İlk radar denemesi).Bilimsel hayatı oldukça başarılı olan Tesla, aynı başarıyı sosyal hayatında gösterememiştir. Tesla hiç evlenmedi. Aseksüel olmasının da bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünülüyordu. Kolay öfkelenen Nikola Teslaile, Thomas Edison Waterside Enerji Tesisi ve AllisCharmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında yaşanan sürtüşme, aleyhine oldu.

Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Beş duyusunun aşırı hassaslaşması ve bundan dolayı çektiği sıkıntılar konusunda şöyle demiştir; “Yakından ve uzaklardan gelen kükreyen sesler beni korkuya sürüklüyordu ve bunların ne olduğunu bir türlü ayırt edemiyordum. Güneş ışınlarının önü periyodik olarak kesildiğinde bu beynim üzerinde öylesine büyük bir güç alanı yaratıyordu ki kendimden geçiyorum. Bir köprü yada bunun gibi bir yapının altından geçebilmek için tüm irademi zorlamam gerekiyordu çünkü kafatasım üzerinde dayanılmaz bir basınç hissediyordum. Karanlıkta bir yarasa kadar duyarlı olabiliyordum, metrelerce uzaklıktaki bir nesnenin varlığını alnımda hissettiğim bir ürperti sayesinde fark edebiliyordum…”

Tesla ; Kablosuz Enerji İletimi adlı bir projeyi ortaya koydu. Bu onun en önemli projesiydi. Nikola Tesla, ilk defa elektriğin bir kaynaktan çevreye kablosuz olarak ve yüksek miktarlarda iletilebileceğini söylemiştir. Kağıt üstünde bunu ispatlayan Nikola Tesla daha sonra yaptığı deneylerle de bunu göstermiştir. Kendisinin elinde kablosuz yanan bir ampul tutan fotoğrafı bulunmaktadır. Bu projenin patentini aldıktan sonra Nikola Tesla’nın en büyük destekçisi J.P. Morgan, Tesla’nın esas amacının kablosuz enerji iletimi olduğunu anlamış ve finansman desteğini kesmiştir. Bunun üzerine bu konudaki çalışmalar yarım kalmıştır.Sıradışı bir karaktere sahip olan Tesla, dahi olmasına karşılık bir ticaret adamı değildi. “Diğerleri için çok önemli olan para benim için hiçbir şey ifade etmiyor” demiştir. Tüm parasını son kuruşuna kadar icatlara yatırdı ve insanların hayatlarını daha basit yapmak için uğraştı. Para yönetiminde hiçbir zaman başarılı olamadı. Hayatının son yıllarını alacaklılarından kaçmak için sürekli otel değiştirerek geçirdi. 7 Ocak 1943 tarihinde 86 yaşındayken New Yorker Oteli’nin bir odasında kalp yetmezliği sebebiyle hayata veda etti. Ölmeden önce teleforce silahı adını verdiği bir çalışma yürütmekte olan Tesla’nın bütün dokümanlarına ABD hükümeti tarafından el konuldu ve projenin sonucu hakkında kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır.Tesla’nın ölümünden 5 ay sonra Amerikan Yüksek Mahkemesi daha önce Amerikan Patent Ofisi tarafından Marconi adına onaylanan kablosuz elektrik iletimi tekniğinin geçersiz ve patent hakkının Nikola Tesla’ya ait olduğuna karar vermiştir.

Tesla’nın geride bıraktıkları ile en çok ilgilenen kurum Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü oldu. Tesla’dan geride kalanlar üzerinde çalışmalara devam edildiği ve geliştirilen teknolojiler olduğu söylentileri bulunmaktadır.HAARP (NavyandAirForce High Frequency Active AuroralResearchProject) projesi ile ABD ordusunun iyonosfer tabakasına yüksek miktarda EM dalga göndererek bu tabakayı olduğundan daha aktif hale getirerek iyi bir iletişim sağlamaya çalıştığı iddia edilmektedir. Hatta son yıllardaki büyük iklim değişikliklerinin de sebebi bu olarak gösterilmektedir.Ölüm ışını adında yoğunlaştırılmış enerji ile uçak ve savaş unsurlarının yok edilebileceğine dair iddialar da vardır. En büyük iddia ise filedelfiya deneyi olarak adlandırılan bir deneyde Tesla bobinleri ile çevrelenmiş bir savaş gemisinin radar görünmez yapılmaya çalışırken bu geminin mekan ve zamanda yer değiştirmesi, sonrasında belirli bir süre sonra geri gelen gemide mürettebatın bir kısmının çıldırmış, bazılarının yanmış ve diğerlerinin de geminin gövdesine geçişmiş olarak bulunduğu ile alakalı söylentilerdir. Ne kadar doğrudur bilinmez ama Tesla’nın bu teorileri birçok yabancı dizi ve filmin kuramsal alt yapısında yada bir kısmında yerini almıştır.Efsanevi fizikçi Nikola Tesla da 19’uncu yüzyılda uzun mesafeli kablosuz enerji transferi üzerine kafa yormuş, belirli bir seviyeye kadar bunu başarmıştır.

Kablosuz elektrik iletimi:Bilim insanları kablosuz enerji aktarımının temel fizik kuralları dahilinde mümkün olduğunu, hatta bunun metrelerce uzaktan gerçekleştirilebileceğini vurguluyorlar.Kablosuz enerji aktarımı titreşime benzetiliyor. Örneğin, bir gitarda tellere vurulduğunda, bu gitardaki titreşim hemen yanı başındaki bir başka gitara da yansıyor ve ikinci gitar görünmese de titriyor. MIT uzmanları akustik titreşimi temel alarak elektromanyetik titreşimle (radyo dalgaları, kızılötesi ve X-ışını gibi) enerji aktarımı yapmayı hedefliyor. Elektrik motorlar ve güç dönüştürücüler enerjiyi elektromanyetik yolla iletebiliyor. İngiliz bilim adamı Michael Faraday 1831’de İngiltere’de, EM indüksiyonu keşfetti. Bu keşif elektrik üretmeyi mümkün hale getiriyordu. İletken bir boru veya tel üzerinden akım geçirildiğinde, oldukça yakın mesafede durmaları halinde aktarım gerçekleşiyordu.

MIT’den (Massachusetts Institute of Technology) Profesör MarinSoljacic bu yöntemin dizüstü bilgisayarları birkaç metrelik bir alanda kablosuz şarj edilebileceğini, hatta ofis ortamında ortak kullanım sağlanabileceğini vurguluyor. Soljacic, özellikle MP3-çalar, cep telefonu ve el radyosu gibi küçük cihazların kablosuz şarj edilmesinin gelecekte mümkün olabileceğini belirtiyor. MİT’de yapılan araştırmada, elektrikli cihazlara kablo kullanmadan elektrik iletebilen bir sistem oluşturan bilim adamları, enerji kaynağından 2 metre uzaklıktaki 60 watlık bir ampulü kablo olmaksızın aydınlatmayı başardı. Buluşlarını Science dergisinde yayımlayan araştırmacılar, enerjiyi, biri ampulde, diğeri enerji kaynağında bulunan iki bakır bobin arasında elektromanyetik dalgalarla iletti. MIT’den Profesör MarinSoljacic başkanlığında yürütülen araştırmada oluşturulan sisteme, kablosuz elektrik sözcüklerinden türetilen “WiTricity” adı verildi. ProfSoljacic, bu yöntemle iletilen enerjinin bir dizüstü bilgisayarı çalıştırmak için gerekli olandan çok daha fazla olduğunu belirtirken, iletilen enerji miktarının artırılması için sistemin daha da geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Bilim adamları, bu yeni enerji iletim sisteminin özellikle geri dönüşümü sorun olan batarya probleminin çözümü için kullanılabileceğini belirtti.

Buna karşın, elektromanyetik dalgalarla enerji iletim yönteminin bazı araştırmalara göre kansere yol açabilecek olması, sistemin yararlılığı konusunda endişe yarattı. . Ancak projenin mimarlarına göre 10 megahertzlik dalgaların kullanıldığı yöntem, düşük frekanslı olduğu için insanlar için zararsız olduğu düşünülmektedir. Şimdilik % 40 verimlilik gösteren projenin gelecekte kablosuz hayatın kapılarını açabileceği belirtiliyor.İşte bu noktada bu yeni buluşun elektrikli arabalara olan etkisine bakılırsa; Elektrikli arabaların gelişimindeki en önemli sorun uzun şarj problemine çözüm bulunamaması. Şu anki en iyi değerlerle 1 saatlik kullanım için 6-8 saat arasında bir şarj gerekiyor ve bu elektrikli arabaların kullanımını önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bu kısıt Elektrikli arabaları uzun mesafelerden çok şehir içi kullanımına itiyor. Ama ileri vadede fosil yakıtların daha da azalması ile bu sorunun çözümü daha hayati bir hal alacaktır.Dünya üzerindeki pil (akü) teknolojileri henüz elektrikli otomobillere hazır değil. -10 derecenin altında piller tam güç veremiyor ve +30 derece üzeri pil ömrü aşırı derecede azalıyor. Pillerin aşırı maliyetlerinden bahsetmeye hiç gerek yok. Sırf bu sıkıntılar aşılamadığı için elektrikli araba üretimine ara veren dünya çapında şirketler mevcuttur.İşte bu noktada kablosuz elektrik iletimi bu sıkıntılara bir çözüm buluyor. Yollara arabaların kullanabileceği hatlar döşenerek aküleri tamamen yada kısmen ortadan kaldırmak Akü ağırlık ve maliyetinden kurtulmak elektrikli arabaların gelişimini olumlu yönde etkiyecek gibi görünüyor.

Son bir gelişme Japon bilim insanları 1.8 kW enerjiyi kablo kullanmadan mikrodalga aktarımıyla 55 metre uzağa taşımayı başardıklarını duyurdu. Japon Hava Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) bünyesinde yapılan son araştırma kablosuz enerji aktarımı konusunda bir kilometre taşı olarak nitelendiriliyor. JAXA uzmanlarının 55 metreye taşıdığı enerji şimdilik sadece bir su ısıtıcısını çalıştırmaya yetse de gelecekte çok daha büyük uzaklıklara başarılı sonuçlar elde edileceği belirtiliyor. Bu yöntem ile gelecekte uzayda kurulacak olan güneş panellerinden sağlanacak olan temiz enerjinin dünyaya aktarılması hedefleniyor. Hava durumu, günün aydınlık olan saatlerini düşünmeye gerek kalmaması gibi birçok faydası bilinen, şimdilerde emekleme aşamasında olan bu sistemin 2040’larda hayata geçirilmesi planlanıyor.

Sonuç olarak; Tesla, gerek yaptıkları gerekse de tamamlayamadığı projeler ile bilim dünyasına damgasını vurmuş bir dehadır. Fikirleri ile bilim ve teknolojinin gelişmesinde önemli ufuklar açmıştır. Sahip olduğu sıra dışı özellikler (aşırı duyarlılık, az uyuması vs.) onun toplumdan soyutlanmasına neden olmuştur. Tesla’nın bilim dünyasında daha az tanınmasının sebebi ise; Edison’un yapmış olduğu karalama kampanyalarıdır. Ancak yaptıkları ile sadece Edison ile kıyaslanabilir. Bilim adamları ve dünya toplumu onun hakkında okudukça ve araştırdıkça, onu daha iyi anlayacak ve anlatacaktır. Nikola Tesla bir dehadır ve tarih bunu böyle yazacaktır.

Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola _Tesla
http://www.tankado.com/belgesel-nikola-tesla-yildirimlar-efendisi
http://www.makinatek.com.tr/arsiv/yazi/129-kablosuz-enerji-transferi
http://evrimagaci.org/photo/tr/nikola-teslanin-lanetli-ongorusu-kablosuz-elektrik-nedir-nasil-calisir

En İyi Savunma Sporu : Wingtsun

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Wing Tsun Nedir?

Wing Tsun içinde gerçek dövüş tekniklerini barındıran, etkili olması ve populeritesi ile ilk sıralarda yer alan beş mesafeli dört prensipli üç boyutu bulunan Çin’li bir bayan tarafından bulunmuş ve uygulanmış bir savunma sanatıdır. Bu Savunma sanatı bir bayan tarafından bulunmuş tek örnektir.

 

Wing Tsun Nedir?

Wing Tsun insan yapısına göre dizayn edilmiş (fiziksel baskılı kuvvet) gerektirmeden his ve reflekslerin kullanılarak kendi kuvvetli olduğu tarafını rakibinin zayıf tarafına kanalize etmesidir.

 

Neden Wing Tsun Çalışırız?

 

Wing Tsun sistemi kendi içinde farklı çalışma yolları içerir. Kişiler istekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda bu yollardan birini ya da birkaçını uygulayabilirler. Bu sorunun tek bir cevabı olamaz; çünkü sistem kendi içerisinde teknik, teorik, fiziksel ve zihinsel hayatın her alanında uygulanabilecek veriler sunar. Wing Tsun sanatı insan faktörünün bütününe ayırmaksızın hitap eder.

 

Günümüzde Wing Tsun’un Kullanım Alanları Nelerdir?

 

Her dönemin insanlar içi getirdiği problemler farklıdır. İnsan değişimi ile birlikte bu problemlerde ihtiyaca yönelik çözümlerde farklılaşmaktadır. Hayatın bir gerçeği değişimin değişmez olmasıdır. Wing Tsun sistemi çalışılmaya başladığından beri ihtiyaçlara göre değişmekte ve geliştirilmektedir.

Günümüzde metropolit yaşantının peşinden getirdiği negatif etkiler mevcuttur. Yaşam şartlarının bizi tek düze kalıba sokmak ve bazı doğal duyularımızı, hislerimizi, güdülerimizi kaybettirmiş ya da bastırmıştır. Wing Tsun sistemi bütün bu negatif etkileri gidermeye yönelik kullanılabilmektedir.

 

Kendini Korumanın Yararları

 

Kişinin kendini korumasının en iyi yolu birçok atağa en az enerji ile cevap vermesidir. Bu uygulamanın bilimsel açıklaması da vardır. Bir hareketi mükemmelleştirmek geniş kapsamlı bir koruma sağlamaktadır. Bu durum dövüşçünün yüzlerce hareketi öğrenip zor bir durumda hiçbirini kullanamamasından daha etkilidir.

 

Wing Tsun öğrenmek şu konuda kişiyi yetkinleştirir.

 

  • Potansiyel tehlike barındıran geçici durumlardan sakınmayı öğrenme
  • Uygulanan şiddetten kaçınma yollarını öğrenme
  • Stresli olduğunuzda kendinizi nasıl yöneteceğinizi öğrenme
  • Saldırgan atağını önlemek için hızlı etkili ve gerçekçi teknikleri öğrenme
Ülkemiz Elektrik Enerjisi Kurulu Güç Gelişimi

Ülkemiz Elektrik Enerjisi Kurulu Güç Gelişimi

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Ülkemizin elektrik enerjisi talebi artış oranı son 14 yılda, yıllık ortalama yüzde 5,5 olarak gerçekleşmiştir. 2016 yılında yaklaşık 5.899 MW kurulu gücünde lisanslı elektrik üretim santrali devreye alınmıştır. 2016 yılı sonu itibarıyla kurulu gücümüz 78.497 MW’ye ulaşmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına sağlanan teşvikler neticesinde 2008 yılından itibaren özellikle hidrolik, rüzgâr, güneş ve jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu güç içindeki payı son yıllarda artış göstermiştir. 2016 yılı sonu itibarıyla ülkemizin kurulu gücünün yüzde 44’ünü yenilenebilir enerji, yüzde 56’sını diğer kaynaklar oluşturmaktadır.  Ayrıca, 2016 yılında yaklaşık 1.500 km iletim hattı yapılmıştır. 2002 yılında 44.544 km olan iletim hattı uzunluğu 2016 yılında 58.298 km’ye çıkmıştır. Elektrik dağıtım hattı uzunluğu ise 2002 yılında 812.399 km iken, 2016 yılı itibarıyla 1.350.000 km’yi geçmiştir.

Kaynak: enerji.gov.tr

 

2016 Yılı Sonu İtibarıyla Elektrik Enerjisi Kurulu Gücün Kaynak Bazında Dağılımı

2016 Yılı Sonu İtibarıyla Elektrik Enerjisi Kurulu Gücün Kaynak Bazında Dağılımı

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Ülkemizin elektrik enerjisi talebi artış oranı son 14 yılda, yıllık ortalama yüzde 5,5 olarak gerçekleşmiştir. 2016 yılında yaklaşık 5.899 MW kurulu gücünde lisanslı elektrik üretim santrali devreye alınmıştır. 2016 yılı sonu itibarıyla kurulu gücümüz 78.497 MW’ye ulaşmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına sağlanan teşvikler neticesinde 2008 yılından itibaren özellikle hidrolik, rüzgâr, güneş ve jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu güç içindeki payı son yıllarda artış göstermiştir. 2016 yılı sonu itibarıyla ülkemizin kurulu gücünün yüzde 44’ünü yenilenebilir enerji, yüzde 56’sını diğer kaynaklar oluşturmaktadır. Ayrıca 2016 yılı sonu itibarıyla 1.043 adedi güneş, 23 adedi rüzgâr, 20 adedi termik, 13 adedi biyokütle, 3 adedi hidrolik santrali olmak üzere toplam 917,63 MW kurulu gücünde 1.102 adet lisanssız santral işletme halindedir.

2016 yılı sonu itibarıyla doğal gazın kurulu güç içindeki payı yüzde 28,3’e, elektrik üretimindeki payı yüzde 32,1’ e gerilemiştir.

Artan elektrik enerjisi talebinin karşılanabilmesi kapsamında üretim yatırımları ile birlikte iletim ve dağıtım hattı kapasitemizin de artırılması için yatırımlara devam edilmektedir. Bu kapsamda, 2016 yılında yaklaşık 1.500 km iletim hattı yapılmıştır. 2002 yılında 44.544 km olan iletim hattı uzunluğu 2016 yılında 58.298 km’ye çıkmıştır.

Elektrik dağıtım hattı uzunluğu ise 2002 yılında 812.399 km iken, 2016 yılı itibarıyla 1.350.000 km’yi geçmiştir.

Kaynak: enerji.gov.tr

 

Ceviz Bakçem

Ceviz Bahçesi Macerası

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized, Yaşam içinde yayınlandı

Merhaba Arkadaşlar, bu yazımda yıllardır hayalini kurduğum ceviz bahçesiyle ilgili yaptıklarımı anlatacağım. Yaklaşık 5 sene önce 2012 yılında memleketim Nevşehir’de çalışma hayatıma başladığımda köyüme sık sık gitmeye başlamıştım. Daha sonra cevizle ilgili gelişmeler dikkatimi çekmişti. Öncelikle köyümüzdeki bahçemize 4 farklı cins ceviz fidanı diktim. Aldığım yerdeki satıcının tavsiyesiyle de bir adet badem fidanı dikmiştim. Hevesle her gittiğimde bidonlarla taşıma su ile suluyordum. Ayrıca, babamın küçükken diktiği ceviz bahçenin yazın otların yakılmasıyla gelişememişti. Bu yılların cevizi en az 30 yıllık her sene yanan cevizin etrafını açarak ve budama yaparak canlandırmayı başardım.

Eski Ceviz Ağacı
Eski Ceviz Ağacı
Badem Ağacı
Badem Ağacı

Daha sonra 2013 yılında Ankara’da iş hayatına başlayınca köyden uzaklaşmıştım. Ama hep aklımdaydı ve babama da sürekli ceviz bahçesi yapmak için gazı veriyordum. Sonunda babamda heveslenip Şubat 2017 de 1.5 dönümlük tarlaya 55 adet ceviz ağacı diktik. Ben pek sık gidemesem de babam ve köydeki amcam sulama konusunda yardımcı oluyorlardı. Ayrıca amcamlarla ortak 3 tonluk su tankı almıştık. Amcamların da bizim iki yan tarafta ceviz bahçeleri vardı.

Su Tankı
Su Tankı

i Balıkesirden sipariş vermiştik. Aslında Kaman cevizi almayı düşünüyorduk ama köyümüzün bulunduğu bölge yüksek ve birazda soğuk olduğundan geç açan ceviz türü olan Ferror türü ceviz almıştık. Mayıs 2017 de sulamaya gittiğimizde cevize vitamin amaçlı ilaç almıştık

Elektrik dağıtımında memnuniyet %53 arttı

Elektrik dağıtımında memnuniyet yüzde 53 arttı

tarihinde yayınlandıYorum yapınElektrik, Uncategorized içinde yayınlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve ekibi, bu yıl da elektrik dağıtımında memnuniyeti vatandaş ile yüz yüze görüşmeler yaparak ortaya koydu.

44 ilde 22 bin 60 vatandaş ile yapılan görüşmelerde ortaya çıkan verilere göre vatandaşların elektrik dağıtımından duyduğu memnuniyet bir önceki döneme göre yüzde 53 arttı. Özellikle kesinti süreleri ve sıklığındaki azalma ile vatandaş ile kurulan iletişim güçlendirilmesinin memnuniyeti artırdığı belirtildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, elektrik dağıtımında sektörün karnesini oluşturmak için, yine vatandaşa gitti. Albayrak, geçen yıl yapılan Elektrik Dağıtımcıları Derneği sektör toplantısı öncesinde de vatandaşa aldıkları hizmetten memnuniyetini ortaya koyan detaylı bir anket yaptırmıştı.

Bu yıl anket kapsamının genişletildiği, 44 ilde 22 bin 60 vatandaş ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildiği ifade edildi. Albayrak ve ekibi, dağıtım şirketleri bazlı memnuniyet artışının nerelerden kaynaklandığını, nerelerde gelişme kaydedildiğini, nerelerde istenilen seviyenin altında kalındığını ortaya çıkardı. Tedarik kalitesi ve sürekliliği, müşteri hizmetleri, yatırımlar ve iletişim firmaların karnelerinin değerlendirilmesinin yapıldığı dört alan oldu.

Albayrak, “vatandaş memnuniyeti odaklı yeni dönem” olarak adlandırdıkları dönem için Avrupa Mükemmellik Ödülü’nü nihai hedef olarak koymuş ve her alanda hizmet kalitesini artıracak bir dizi yatırım ve kriterler açıklamıştı.

Edinilen bilgilere göre bu yatırım ve kriterlerin doğru uygulanıp uygulanmadığı bakanlık içindeki farklı birimler tarafından incelenirken, anket de kalitenin arttığını ve bunun vatandaşın memnuniyetine de yansıdığını ortaya koydu. Bir yılın sonunda vatandaşların elektrik dağıtım sektöründen aldığı hizmetten duyduğu memnuniyet bir önceki döneme göre yüzde 53 arttı. Memnuniyet oranlarındaki artış dağıtım şirketlerine göre değişirken, tüm alanlarda özellikle, kesinti süreleri ve sıklığındaki azalma ile vatandaş ile kurulan iletişim güçlendirilmesinin memnuniyet artışı getirdiği kaydedildi. Albayrak’ın bu konuda detaylı bir sunum yapacağı, aynı zamanda 2017 yılı için de yeni hedefler açıklayacağı öğrenildi.

Google Akilli Video

Google’dan Akıllı Video Arama Teknolojisi

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Google’un yeni teknoloji, video görüntülerinde sözcükle arama yapmaya olanak sağlayacak.

ABD’li teknoloji devi Google, video görüntülerindeki nesneleri otomatik olarak tanıyıp aranabilir hale getiren yeni bir makine öğrenme teknolojisini hizmete sokacağını açıkladı.

Google’ın “Akıllı Video Uygulama Programlama Arayüzü” adını verdiği yeni teknoloji, şirketin bulut bilişim birimi Google Cloud’un ABD’nin San Francisco şehrinde düzenlediği “Next” konferansında kamuoyuna duyuruldu.

Yeni teknolojinin, bir video arşivindeki tüm görüntülerde yer alan nesneleri tek tek kaydederek, bunları daha sonra anahtar sözcüklerle arayıp, nesnelerin yer aldığı sahneleri otomatik olarak seçebilen uygulamalar üretmeye olanak sağlayacağı belirtildi.

Google’da “Geliştirici temsilcisi” olarak görev yapan Sara Robinson’ın konferans sırasında yaptığı sunumda programın uygulama arayüzüne yüklenen bir videonun birbirini izleyen sahnelerindeki dağ manzarası, kır evi, şehir, cadde, köpek, garaj gibi nesne ve kavramları görüntülerin akışıyla eş zamanlı olarak anahtar sözcükler olarak kaydettiği görüldü.

Robinson, sonraki adımda geniş bir video arşivi içinde belirli bir nesneye odaklanan aramalar yaptı. “Beyzbol” anahtar sözcüğüyle yapılan aramada, saatlerce uzunluktaki video arşivi içinden beyzbol topu, şapkası ve maç görüntülerinin olduğu sahneler, “plaj” anahtar sözcüğüyle yapılan aramada ise odağında veya fonunda plaj görüntülerinin bulunduğu sahneler otomatik olarak seçilip, listelendi.

Google Cloud’un Yapay Zeka ve Makine Öğrenme Birimi baş araştırmacısı Fei-Fei Li, günümüzde piksellerin dünyasının hareketsiz imajların çok ötesine geçtiğini vurgularken, yeni teknolojinin video içeriklerinde kavramsal aramayı mümkün kılması sayesinde makine öğrenme teknolojilerine geniş bir saha açacağını ifade etti.

İmaj tanıma teknolojileri bugüne dek yalnızca hareketsiz resimlere uygulanabiliyordu. AA

Nicola Tesla Röportajı

Nikola Tesla’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan İnanılmaz Röportajı!

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Nikola Tesla, gezegenimizin en büyük mucitlerinden ve en gizemli kişilerinden biri. Tesla’nın 116 yıl sonra bir gazeteciyle röportaj yaptığı ortaya çıktı.

Nikola Tesla, gelmiş geçmiş en büyük mucitlerden biri, belki de en büyüğü. Buluşları ile birçok açıdan zamanının, hatta günümüzün de önünde biriydi. Hatta Tesla’nın yüz yıldan fazla bir zaman önce araştırdığı bazı konuları bugün bile doğru düzgün gerçekleştiremedik. Tesla, en çok elektrik hakkında yaptığı araştırmalarla adını duyurdu.

Ancak o, elektroniğin çok çok ötesindeydi. Kablosuz iletişim, türbin motorları, helikopterler, florasan ve neon lambalar, torpidolar ve hatta X-ray ile ilgili buluşları var. Yaklaşık 700 patente sahip Tesla’nın birçok buluşu da Edisson tarafından çalındı. Peki Tesla’nın yıllar önceden kalan, gizli bir röportajının olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu röportaj.

Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz?

Tesla: Bu doğru bir soru, tüm sorularına cevap vermeye çalışacağım.

Gazeteci: Bazıları sizin Hırvat olduğunuzu söylüyorlar. Küçük bir köyde doğmuşsunuz, öyle mi?

Tesla: Evet, tümü doğru. Aslen Sırbım. Ancak Hırvatistan benim anavatanım, bundan gurur duyuyorum.

Gazeteci: Fütüristler, 20. yy’ın sizin başınızın üstünde doğduğunu söylüyorlar. Manyetik alanı kutsuyor, indüksiyon motoruna ilahiler söylüyorlar. Sizin buluşunuz olan alternatif akım, bugün fizik ve kimyayı dünyanın yarısına hakim kılabilir. Endüstri sizi en büyük hayırsever ilan etmek üzere. Tesla laboratuvarında ilk defa atomu kırabildiniz. Deprem titreşimlerine sebep olabilen bir cihaz yaptınız. Siyah kozmik ışınları keşfettiniz. Beş elementin sırrını araştıran Empedokles gibi, varlığın sırlarına vakıf oldunuz. Birçok kişi için ilahi bir figür gibisiniz.

Tesla: Evet, bu anlattıklarınızın bazıları en önemli buluşlarımdan birkaçı. Ancak ben yenilmiş bir adamım. Yapabileceğim en büyük şeyleri yapamadım.

Gazeteci: Bunlar nelerdir, bay Tesla?

Tesla: Tüm dünyayı aydınlatmak istedim. Dünya’nın Güneş gibi parlaması için yeterli miktarda enerji mevcut. İstediğimi yapmama izin verselerdi, tıpkı Satürn’ün etrafındaki halka gibi Dünya’nın da ekvator kısmında da ışıktan bir halka olacaktı. İnsanoğlu buna hazır değil. Colorado Springs’de yaptığım çalışmada dünyayı elektriğe batırdım. Ayrıca insanlara pozitif zihinsel enerji sunabiliriz. Bach ve Mozart gibi büyük müzisyenler veya büyük şairler geldi geçti. Dünya’nın iç kısmında barışın, neşenin ve sevginin enerjisi var. Dünya tarafından büyütülmüş bir çiçek aldığımda veya topraktan çıkana yiyeceklerde, orayı bir kişinin vatanı yapan her şey vardır. Yıllarımı, bu enerjinin insanları nasıl etkilediğini araştırmakla geçirdim. Gülün güzelliği ve kokusu ilaç olarak ve güneş ışınları yiyecek olarak kullanılabilir. Yaşam sonsuz sayıda biçime sahiptir ve bilim insanının amacı bunları her maddede bulmaktır. Burada üç esas nokta var. Benim yaptığım sadece araştırmak. Bunları bulamayacağımı biliyorum ancak yine de araştırmaktan vazgeçmeyeceğim.

Gazeteci: Bunlar nelerdir?

Tesla: Birinci mesele yiyecek. Aç bir dünyayı beslemek için ne kadar yıldız veya Dünya enerjisi gerekir? Bir diğeri kötülüğün ve acının gücünü yok etmektir. Bu, uzayın derinliklerinde bir salgın olarak görülür. Üçüncüsü de evrende aşırı ışık var mıdır? Tüm astronomik yasaların ortadan kalktığı ve matematiksel denklemlerin işe yaramadığı, değişime uğramayan bir yıldız keşfettim. Bu yıldız bu galakside. Boyutu bir elma kadar, ağırlığı ise tüm Güneş Sistemi’miz kadar. Biliyorum, yer çekimi kanunları uçmak için aşılması gereken bir şey, ancak ben bireylerin fiziksel olarak uçmasını değil, bilinçleriyle bir yerden bir yere gitmesini araştırıyorum. Havadaki enerjiyi uyandırmaya çalışıyorum. Bu gezegende boş bir alan yok. Boş olarak düşünülen alan sadece maddenin farklı bir tezahürü.

Gazeteci: Her gün evinizin penceresine kuşların geldiği söyleniyor.

Tesla: İnsan kuşlara karşı duygusal olmalı. Onlar gerçeğin habercisidirler.

Gazeteci: Smiljan’daki o günlerden beri uçmayı bırakmadınız.

Tesla: Çocukken çatıdan uçmak istedim ve düştüm. Hesaplamaları yanlış yapmışım. Unutma, gençlik yaşamdaki en önemli kanattır!

Gazeteci: Hiç evlendiniz mi?

Tesla: Hayır.

Gazeteci: Rölativite teorisine saldırdığınız için hayranlarınız şikayet ediyor. Eğer enerji her yerde ise nerede bu göremediklerimiz?

Tesla: İlk önce enerji, sonra madde oluşuyor. Evren ışık olarak bildiğimiz özgün ve ebedi enerjiden doğdu. Madde sonsuz ışık formlarının bir tezahürüdür. Evrenin dört temel yasası var. Birincisi, matematiksel bir ölçünün olması. İkincisi karanlığın içinde yayılıyor olması. Üçüncüsü ışığın bir ışınsal maddeye dönüşmesi. Dördüncüsü başı ve sonu olmaması. Yaratılış sonsuzdur.

Gazeteci: Ancak bu teoriye karşı ders vermiyorsunuz, neden?

Tesla: Unutmayın, sonsuzluğu anlayamamamızın nedeni evrenin kavisli yapıda olması değil, insan zihnidir. Ben ışığın bir parçasıyım. Evren tıpkı bir senfoni gibi, düzenli ve harmonik. Einstein bu sesi duysaydı rölativite teorisini yaratmazdı. O, sadece kaosun habercisi.

Gazeteci: Bay Tesla, bir ses mi duyuyorsunuz?

Tesla: Her zaman duydum. Benim manevi kulağım gökyüzü kadar büyük. Einstein bir kısmı çok iyi olan birçok iş yaptı. Ona garezim yok. Yalnız “eter”in olmadığını düşünmesi büyük bir hata.

Gazeteci: Gençliğinizde sık sık hasta olduğunuz söyleniyor, bu doğru mu?

Tesla: Evet sık sık yaşam gücümün düştüğü doğru. Bazen insanın acı çekmesi gerekebilir. Küçükken koleraya yakalanmıştım. Babam teknoloji üzerinde çalışmalar yapmama izin verince geçti. Bir kişinin zihin gücünü asla küçümsemeyin.

Gazeteci: Bay Tesla, bu bir oyun mu? Bana zihin gücünden bahsediyorsunuz…

Tesla: Evet bir oyun, ben oynadım ve elektrikle çözdüm. Unutma, Nikola Tesla yıldırım hakkındaki gerçekleri keşfeden ilk kişi.

Gazeteci: Kuşkusuz okuyucularımız mizahı seviyor, yalnız bilim ile bazı kişisel görüşlerinizi karıştırıyor gibisiniz.

Tesla: Bay Smith, insanlar fazla ciddiler. Bir Çin atasözü der ki, “Fazla ciddiyet yaşamı kısaltır”.

Gazeteci: Felsefenizi duyduklarında buna bayılacaklar.

Tesla: Hayat bir ritimdir. Her şey birbiri ile derin ve mükemmel bir ilişki içindedir. İnsan, güneş, yıldızlar… Bilgi içinde yaşadığımız evrenin bize sunduğu bir şeydir.

Gazeteci: Bir Budist rahibin veya Taoist birinin sözleri gibi söylediğiniz şeyler.

Tesla: Evet! Bu gibi öğretilerin içinde evrenin bazı sırları gizli. Hakikat daima insanoğlunu büyülemiştir.

Gazeteci: Peki sizin için elektrik neyi ifade ediyor?

Tesla: Her şey elektriktir. İlk önce ışık, evreni temsil eden sonsuz biçim! Siyah ise ışığın gerçek yüzü. Tabi ki biz bunu göremiyoruz.

Gazeteci: Bay Tesla, elektriği fazla abartmıyormusunuz?

Tesla: Ben elektriğim, isterseniz elektriğin insan kılığına bürünmüş şekliyim diyebilirim. Siz de öylesiniz, henüz fark etmemişsiniz.

Gazeteci: Peki bir milyon volt eletriği geçirebilir misiniz?

Tesla: İnsan bedeni büyük miktarda enerjiden meydana gelmiştir. Beynimiz baştan sona elektrikle çalışıyor. Günün birinde bunun gerçekleştiğini göreceğiz.

Gazeteci: Otel yönetimi yaşadığınız bu otel odasında hava şimşekliyken sürekli biriyle konuştuğunuzu söylüyorlar doğru mu?

Tesla: Evet, şimşekler ve yıldırımlarla konuşuyorum.

Gazeteci: Nasıl yani?

Tesla: Çoğunlukla ana dilimde konuşurum.

Gazeteci: Okuyucularımız bu sözlerinizi duyunca çok şaşıracaklar.

Tesla: Şimşek ve yıldırımlar doğanın en güçlü ve parlak güçleri. O kadar şiirseller ki.

Gazeteci: Peki madde nedir?

Tesla: Bak, nasıl da gözlerin parladı. Benim bilmek istediğim şey yıldızlar söndüklerinde ne olduğu. Bir yıldız söndükten sonra oluşan şey ne. İşte o zaman maddeyi ve evrenin sırlarını anlamaya başlayabileğiz.

Gazeteci: Peki ya sonra ne olacak.

Tesla: Tanrı bize gülecek ve bizi tutuklatacak (Tesla bunları söylerken gülüyor..).

Gazeteci: Bu anlattıklarınız yazılarınızda “kozmik acı” diye sıklıkla bahsettiğinizin tam tersi değil mi?

Tesla: Hayır, çünkü biz hala Dünya’da yaşıyoruz. Birçok insanın farkında olmadığı bir hastalığı var. Bu nedenle birçok başka hastalık, acı, kötülük, sefalet ve savaşlar var. Bu hastalık tamamen tedavi edilebilir gibi değil, ancak farkında olmak yaşadığımız kötülükleri kontrol altına alabilmemizi sağlar. Yakın hissettiğim insanların acılarını bazen bedenimde hissediyorum. Bunun temel nedeni vücutlarımızın benzer maddeden yapılmış olması ve ruhlarımızın birbiri ile ilişkili olması. Bir yıldızın yok olmasının görüntüsü, bizi hayal edebileceğimizden daha çok etkiliyor. Dünyadaki yaratıklar arasındaki ilişkiler farkında olduğumuzdan bile fazla. Daha iyi bir gelecek için öğrenmemiz gereken çok şey var.

Kaynak : Webtekno

Nikola Tesla’s Most Extraordinary Interview, Hidden For 116 Years!

Antarktika'da kurulacak Türk bilim üssü için yola çıktılar

Türk Bilim İnsanları Antarktika’ya Bilim Üssü Kuruyor.

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Antarktika’da kurulacak ‘Türkiye Bilimsel Araştırma Üssü’ için ön fizibilite ekibi yola çıktı.

Cumhurbaşkanlığının himayesinde, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uhdesinde başlayan çalışmalar çerçevesinde; İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kutup Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (PolReC) ekibi, kurulması planlanan “Türkiye Bilimsel Araştırma Üssü” için çalışmalar yapmak üzere Antarktika’ya hareket etti.

İTÜ, Karadeniz Teknik Üniversitesi ile Hitit Üniversitesinden bilim insanlarının oluşturduğu 9 kişilik ekip, Atatürk Havalimanı’nda bilet işlemlerini yaptı. Ekipte yer alan İTÜ PolRec Müdürü Doç. Dr. Burcu Özsoy, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, daha önce Türk bilim insanlarının Antarktika’daki Bulgar, Şili ve Çek üssünde bazı çalışmalar gerçekleştirdiğini anlattı.

Tarifeli uçakla Buenos Aires aktarmalı Santiago’ya geçeceklerini, buradan da Punta Arenas kıyı şehrine varacaklarını kaydeden Özsoy, daha sonra Antarktika’daki King George adasına geçtikten sonra kiralanan araştırma gemisinde bilimsel çalışmalar yapacaklarını belirtti.

Özsoy, 30 günlük sefer boyunca Antarktika’daki karasal bölgelere ayak basacaklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Şu an Antarktika, hiçbir dünya ülkesine ait olmayan, 53 dünya ülkesinin bayrağı altında yönetilen bir kıta. 29 ülke danışman statüsündeyken geriye kalan 24 ülke gözlemci statüsünde. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz gözlemci statüsüne 1995 yılında geçtik. O günden bu yana yapılan bilimsel çalışmaların daha seyrek olmasından ötürü gözlemci statüsünde kaldık. Danışman statüsüne geçmek şu anlamda önemli. Kıtayla ilgili alınması gereken kararlar olduğunda, bu mekanizmanın içinde olmak dünya ülkeleri tarafından çok büyük bir strateji olarak görülüyor. Antarktika, ancak danışman ülkelerin oy hakkına sahip olduğu bir kıta. Bu anlamda danışman statüsüne geçmenin şartı da barış ve bilime adanmış Antarktika Kıtası’nın sadece bilimsel olarak ele alınması, değerlendirilmesi ve bilimsel çalışmaların yapılmasıdır. Biz de aynı katkı ve stratejide giderek, bu sistemin içinde olmak adına, yapmış olduğumuz daha seyrek çalışmaları Türk bilim insanlarına açacak şekilde Türk bilim üssü kurulması hedefindeyiz.”

İTÜ PolReC Müdürü Doç. Dr. Özsoy liderliğindeki ön fizibilite ekibinde Karadeniz Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Ersan Başar, Hitit Üniversitesinden Öğretim Görevlisi M. Nurullah Alkan ile İstanbul Teknik Üniversitesinden Yrd. Doç. Burak Karacık, Dr. Hakan Yavaşoğlu, Araştırma Görevlisi O. Sabri Durak, Araştırma Görevlisi Ayşe Giz Gülnerman Gengeç, Kaptan Özgün Oktar ve Kaptan Sinan Yirmibeşoğlu yer alıyor.

Kaynak : aa