Bitcoin

Bitcoin’e yeni başlayanlar için 3 önemli tavsiye

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Bitcoin şu sıralar dünyadaki en sıcak yatırım ve ticaret aracı. Ancak bu yatırım işine girmeden önce bilmeniz gereken üç ana şey var. Faaliyetinizin kayıtlarını tutmanızın dışına dikkat etmeniz gereken küçük ama hayat kurtaran noktalar şu şekilde.
Bitcoin, Ripple, Ethereum, IOTA, Dash, sanal ya da kripto para. Bu aralar sıkça duyduğunuz yatırım araçları. Eminim yanınızdaki arkdaşınız da küçük bir meblağ bile olsa Bitcoin veya Dashcoin’e yatırım yapmıştır. Eğer henüz yatırım yapmadıysanız, hala zamanınız var.

Bitcoin veya onun alt coinlerini satın almadan önce bilmeniz ve dikkat etmeniz gereken üç ipucunu sizlerle paylaşıyorum …

Küçük başlayın…

Kişisel tecrübelere de bağlı olarak son derece küçük bir miktarla başlamanız tavsiye edilyor. Birikiminizin küçük bir kısmıyla bu işe girebilirsiniz. Paranızın hepsini kripto paralara yatırıp çarçur etmenin bir anlamı yok.

Bitkocuğu satın alma, taşıma ve saklama süreci, geleneksel çevrimiçi bankacılık veya yatırım gibi değil. Örneğin, bitcoin’i yanlış bir hesaba, adrese gönderirseniz, sadece bankanızı arayıp işleminizi iptal edemezsiniz. Dolayısıyla, daha büyük miktarda işlemler yapmadan geçmeden önce, bitoin almayı ve nispeten daha küçük bir miktarla sistemin mekanik özelliklerini öğrenmeniz kritik önem taşıyor.

Tekrar söylüyorum fazla yatırım yapmadığınızdan emin olun.

Her hareketinizi not alın…

Bitcoin son derece modern bir teknoloji olduğu halde, tüm bilgilerinizin “çevrimdışı” kayıtlarını sakladığınızdan emin olun. Kalem kağıt ya da en azından bir Microsoft Word belgesi kullanarak yedek alın.

Bitcoin’i saklama ve gönderme/alma, dijital bir cüzdan kurmayı içeriyor. Örneğin şu cüzdanınız bunun gibi görünebilir: “1GwV7fPX97hmavc6iNrUZUogmjpLPrPFoE” Bu hiç de bir hesap adına benzemiyor değil mi?

Cüzdanınızın özel bir anahtarı var. Bu, yukarıdaki genel anahtara benzeyen bir dizi sayı ve harften oluşabilir. Bu, cüzdanınıza erişmek için kullandığınız “şifre”dir. Bu verileri paylaşmamalı veya kaybetmemelisiniz.

Her iki durumda da, güvenli cüzdanların “Şifremi unuttum” seçeneği yok. Özel anahtarınızı kaybederseniz veya unutursanız, cüzdanınıza erişiminizi ve yatırımınız tamemen kaybedersiniz.

Hesap oluşturun ve önleminizi alın…

Nakit paranızı bitcoine dönüştürmek için, bir dövizle (dolar, TL gibi) hesap açmanız gerekiyor.

Sisteme kayıt olurken yapılan kimlik doğrulama veya para transferleri işlemi birkaç gün sürebilir. Bazı sistemlerde saatler içerisinde bile bu işlemler sonuca bağlanabiliyor. Bunun nedeni de dövizin tanınması ve aranan bir suçlu olup olmadığınızdan emin olmak.

Hesabı açtıktan sonra, bitcoin almak için banka havalesiyle ya da kredi kartıyla sisteme para atabilirsiniz.

Bu adımdan sonra dijital ortamda bulunan kripto paralarınızı korumak için harici cüzdan donanımı satın alın. Çünkü cüzdan içindeki paranız aniden kaybolabilir. Verileri saklamak için geliştirilen USB bellek boyutundaki cüzdanlar sizi koruyabilir.

Yeni yeni bitcoin’e yatırım yapmaya başlıyorsanız, ya da bir süredir yatırım işindeyseniz bu ipuçlarını izleyerek büyük hatalar ve kayıplardan kaçınabilirsiniz.

Kaynak: Onur Binay / Milliyet.com.tr

Yanmayan sokak lambaları

Yanmayan sokak lambalarına ceza

tarihinde yayınlandıYorum yapınHaberler içinde yayınlandı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen torba tasarıya göre, yanmayan sokak lambalarını 24 saat içerisinde değiştirmeyen elektrik dağıtım şirketleri lamba başına 500 lira ceza ödeyecek

Tasarıya giren yeni maddeye göre, elektrik dağıtım şirketlerine denetimleri dışında da genel aydınlatma kapsamında tespit edilen yanmayan, yerinde olmayan armatür veya direklere ilişkin eksiklerin giderilmesi için şehirlerde 24 saat, şehir dışı bölgeler için 72 saat süre verilecek. Belirlenen sürede eksiklikler giderilmezse, dağıtım şirketine her bir direk için veya armatür için 500 lira para cezası kesilecek. Kesilen cezanın da bir ay içerisinde ödenmesi istenecek.

İşte eklenen madde:

“MADDE – 14/3/2013 tarihli ve 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun 16 ncı maddesinin yedinci fıkrasından gelmek üzere aşağıda yer alan (8) numaralı fıkra eklenmiş ve sonraki fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.
“(8) Elektrik dağıtım şirketlerinin denetimleri haricinde de genel aydınlatma kapsamında tespit edilen yanmayan, yerinde olmayan armatür ve/veya direklere ilişkin eksiklerin giderilmesine ilişkin süre verilir. Belirlenen sürelerde eksikliklerin giderilmemesi durumunun tespiti ile belirlenen her bir direk veya armatür için Bakanlığın Kurula bildirmesine müteakip Kurul tarafından beş yüz Türk Lirası idari para cezası verilir. Tespit edilen eksikliklerin giderilmesine ilişkin verilecek süreler ve eksikliklerin tespit esasları yönetmelikle belirlenir. Bu Kanuna göre verilen idari para cezaları tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir.”

TEDAŞ Genel Müdürü Halil İbrahim LEVENTOĞLU’nun yaptığı bilgilendirme:

Türkiye’de 6,6 milyon armatür bulunmakta. Bunların, bize verilen denetim görevi kapsamı içerisinde, takribi bir yıldır taramalarını yapıyoruz, ilgili dağıtım şirketlerine arızalı gördüklerimizin giderilmesiyle ilgili bildirimler de yapıyoruz. Bir dönem altı ay gibi sürede taradık tüm 6,6 milyon armatürü. Takribi 400 bin civarında arızalı armatür çıktı ama bunların arızalarının giderilmesi noktasında sıkıntı oluşmakta. Yani biz TEDAŞ olarak sahaya çıkıyoruz, bunların tespitini yapıyoruz ama daha sonradan tekrar gittiğimizde bir kısmının yapıldığını, bir kısmının yapılmadığını görüyoruz, tekrar söylüyoruz. Biz ikinci periyoda tekrar başladık, yüzde 20’sini şu ana kadar taradık, yine 104 bin civarında arızalı armatür tespit ettik. Sıkıştırmalarımıza rağmen bunlardan, tespit ettiklerimizden henüz daha 40 bin civarında yanmayanlar olduğunu gördük. Netice itibarıyla, tabii, baktığımızda bir yaptırım yok bununla ilgili. Bir yaptırım olmasının gerekli olduğunu düşündük ve bununla ilgili önerimizi sunduk.

Nikola TESLA ve Kablosuz Elektrik İletimi

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

1857 yılında Hırvatistan Similyan’da dünyaya gelen Tesla; alternatif akım, deprem makinesi, radyo, kablosuz elektrik iletimi gibi önemli buluşların sahibi elektro fizik uzmanıdır. Elektromanyetiğin babası olarak da anılan Tesla; dünyadaki bilim ve teknoloji yapısını tam anlamıyla “kökünden” değiştirebilecek birçok buluşa imza atmasına rağmen, ders kitaplarında adı nadiren geçer. Özellikle elektriğin kablosuz taşınabilmesi gibi bir çalışma yapması ve bunu kanıtlaması onun ne kadar benzersiz bir mucit olduğunu açıklar. Yeteneği ve sahip olduğu dehası sayesinde Edison ile arasında amansız bir bilimsel mücadele geçmiş, kendisine ait 700 patenti bulunmaktadır. Genellikle kağıt kalem pek kullanmayan Tesla, büyük yapıları kafasında simülasyon programı gibi canlandırıp, çalıştırabiliyor ve sonuçlarını alabiliyordu. Anadili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almanca’ya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyanca’yı da öğrendi. Floransan lamba, neon ışıkları, hız-ölçer, otomobil ateşleme sistemleri, radarın temelleri, elektron mikroskobu ve mikrodalga fırını da Nikola Tesla’nın icatları arasındadır. Alternatif akım jeneratörleri ve motorları, radyo, radar, MRI, lazer teknolojisi, robot teknolojileri, Güdümlü füze teknolojileri, X ray gibi ileri teknoloji temellerini de Tesla atmıştır. En son olarak lazer ölüm ışını üzerinde çalışmış ama sonucu hakkında kesin bir bilgiye ulaşamamıştır.

Nikola Tesla’ya göre doğru akım elektrik sistemleri için uygun bir yöntem değildi. Hem jeneratör (üreteç), hem de motordaki komütatörü ortadan kaldırmak ve alternatif akımı tüm sistemde kullanmak daha akla uygun gelmekteydi. Fakat hiç kimse alternatif akımla çalışabilen bir motoru oluşturamamıştı ve Nikola Tesla bunun üzerinde çok düşündü. Hatta Tesla üniversitedeyken AC’nin, DC’den daha iyi olduğunu söyleyince profesörü tarafından sınıf arkadaşları önünde küçük düşürülmüştü. Ancak yılmadı ve çalışmalarına devam etti. 1882 Şubatında, Budapeşte’de bir parkta ABD endüstrisinde devrim yapacak olan “dönen manyetik alanı” buldu. Alternatif Akımelektrik sistemlerini tasarladı; Alternatörler, elektrik enerjisinin ekonomik iletimi ve dağıtımı için gerilim yükseltici ve düşürücü transformatörler ve mekanik güç sağlamak için alternatif akım motorları vs.

Budapeşte’de “Bir gün Niagara Çağlayanını elektrik elde etmek için kullanacağım” diyerek dinleyenleri şaşırttı. Dünyanın her tarafında harcanıp giden su gücünün bolluğundan esinlenip, gerekli olan yerlere enerji dağıtabilen hidroelektrik santralleriyle bu büyük gücün elde edilmesini sağladı. Nikola her zaman yaratıcı fikirler üretiyor ve çevresinden bu yaratıcılığı nedeniyle takdir topluyor ve ilgi çekiyordu. Kendisi bu durumu zihninde çakan şimşeklerin çoğu zaman rehberi olması ile açıklamıştır. Bunlardan ışık patlamaları olarak bahseder. Şu anki adı ile buna Hiperduyarlılık da denir.


1870’li yıllarda doğru akım (DC), ısıtmaya, aydınlatmaya, güç sağlamaya ve iletmeye en uygun olarak bilinirdi. Fakat doğru akımın direnç kayıpları o kadar büyüktü ki; iletim için oldukça kalın bakır kablolar gerekiyordu. (Edison 1878’de ilk akkor ampulleri üretiyor-110 Volt). DC, motorları çalıştırmak ve ampulleri yakmak için yeterliydi ama uzun mesafelere elektriği iletilemiyordu. Bu Edison ‘a sorulduğunda; Edison bunun için “Her bir mile güç istasyonu kurarız o zaman” demiştir.Elektrik mühendisliğini bırakıp, 1884’te cebinde sadece 4 sentle New York’a geldi. Bir yıl boyunca, Tesla, bu yabancı ülkede açlıkla mücadele etti. Bir süre çukur kazarak geçimini sağladı. Birlikte çalıştığı çukur kazıcı, Western Union’un ustası, yemek saatlerinde Nikola Tesla’nın ilgilendiği yeni elektrik sistemlerinin tariflerini dinleyerek, bu konu üzerinde bir plan yaptı. Nikola Tesla’yı A.K.Brown adlı firmanın sahibiyle tanıştırdı. Nikola Tesla’nın parlak planlarından büyülenen, Brown ve bir ortağı büyük bir atılım yapmaya karar verdiler. Ortaya belirli bir miktar para koydular ve Nikola Tesla’ya Batı Broadway’de bir deney laboratuvarı kurdular. Nikola Tesla bu laboratuvarda jeneratör, transformatör, iletim (transmisyon) hattı, motorlar ve ışıklar gibi tasarladığı sistemlerin tümünün planlarını hazırladı. Hatta iki ve üç fazlı sistemleri de tasarladı.Yaptığı çalışmalar bazı üniversitelerin dikkatini çekti. Cornell Üniversitesi’nden Profesör W.A. Anthony yeni alternatif akım sistemini sınadı ve NikolaTesla’nın senkron motorunun en iyi doğru akım motoruna eşit yeterlikte olduğunu açıkladı.

Nikola Tesla bütün kısımlara sahip tek bir patent altında sistemini tescil ettirmek istedi. Patent bürosu, her önemli fikir için ayrı bir dilekçeyle başvurulmasında ısrar etti. Bunun üzerine Nikola Tesla, 1887’nin Kasım ve Aralık aylarında dilekçelerini verdi ve daha sonraki altı ayda yedi tane A.B.D. patenti aldı. 1888 Nisan ayında çok fazlı sistemini de içeren dört ayrı patent için başvurdu. Bunların patentleri de bekletilmeden verildi. Yılın sonuna kadar 18 patent daha aldı. Bunları, çeşitli Avrupa patentleri izledi. Fikirler ilginç ve bir o kadar farklıydı ki bir çelişme yada bir tahmin yoktu. Bu yüzden patentler tek bir tartışma bile yapılmadan onaylandı. Bu sırada Nikola Tesla, New York’da AIEE (Şimdiki IEEE)’nin bir toplantısında çok gösterişli konferans verip, tek ve çok fazlı alternatif akım sistemlerinin tanıtımını yaptı. Böylece dünyadaki mühendisler, telle yapılan elektrik enerjisi iletimindeki sınırlamaların giderilmiş olduğunu gördüler. George Westinghouse (Westinghouse Elektrik firmasının sahibi), Nikola Tesla’nın laboratuvarlarına gitti ve Nikola Tesla ile tanıştı. Westinghouse, “Alternatif akım patentleri için bir milyon Dolar nakit ve ayrıca satış payı vereceğim” diyerek teklifini yaptı. Satış payı, beygir gücü başına 1 dolar olmak üzere anlaştılar. Ülke çapındaki Westinghouse yatırımlarının başarısı, Genaral Electric elektrik endüstrisinde rakip durumunu koruması içinGenaral Electric’i Westinghouse’dan bir lisans almak zorunda bıraktı.1890’da, uluslararası Niagara komisyonu elektrik üretmek için, Niagara çağlayanının gücünü kullanmak amacıyla çalışmaya başladı. Bilgin Lord Kelvin, komisyonun başkanlığına atandı ve ilk açıklaması projede doğru akım sisteminin kullanılmasının daha uygun olacağı yönünde oldu. Fakat güç, 26 mil uzaklıktaki Buffalo’ya iletilecekti. Bu durumda alternatif akımın gerekliliği kabul edildi. Westinghouse, 10 adet 5000 beygirgücündeki hidroelektrikjeneratörü için , General Electric ise iletim hattı için kontrat yaptılar. Gerilim, iletim için 22.000 Volt’a çıkarıldı. Böylelikle Tesla başarılı oldu.

Bu gelişmeler yaşanırken, Edison özellikle büyük hayvanları ( at, fil gibi ) toplum önünde gösteri yaparcasına öldürerek AC’nin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermeye çalışıyordu. Hatta mahkûmların idamlarında bile AC kullanımı sağlayarak, Tesla’ya karşı büyük bir karalama kampanyası başlatmıştı.

Edisonun İdam Ettiği Fil
Edisonun İdam Ettiği Fil

Mors koduyla yapılan haberleşmenin sınıf atlaması radyo alanında Nikola Tesla’nın öncülüğü ile devam etmiştir. 1898’de New York şehrinin Madison Parkı’nda (Madison SquareGarden) telsiz ile uzaktan kontrole ait parlak bir gösteri düzenledi. Geleneksel Elektrik Fuarının geliştiği yer ve genellikle Barnum-Bailey sirkinin çalıştığı büyük alanın ortasına büyük bir tank koydu ve suyla doldurdu, yüzmesi için 1 metre uzunluğunda anten direği olan bir tekne koydu. Teknenin içinde bir radyo alıcısı vardı. Nikola Tesla, seyircilerin isteği doğrultusunda ileri gitme, sağa veya sola dönme, durma, geri gitme, ışıkları yakıp söndürme gibi çeşitli şeyleri uzaktan radyo kontrolü sayesinde yaptı. Unutulmaz gösteri tüm seyircileri hayran bıraktığı gibi günlük gazetelerin ön sayfalarında yer aldı. O zamanlarda uzaktan radyo kontrolü hakkında en ufak bir bilgisi olmayan halk, Tesla’nın gemiyi beyin gücü ile kontrol ettiğine inanmıştı. Daha sonra Nikola Tesla uzaktan kumandayı açıklamıştır.

Bu buluşun üstüne New York Times gazetesinden bir yazar Nikola Tesla’ya bu şekilde uzaktan kumanda ile savaşan denizaltılar yapabilirsiniz demiştir. Nikola Tesla ise bu “bir savaş aracı değil, robot ırkının ilk temsilcisidir, yani insanlığın hizmetinde kullanılabilecek onların işlerini azaltacak mekanik adamdır” demiştir. Bu buluş temel alınarak günümüzde uzaktan kumanda ile kontrol edilebilen uzay mekikleri, uydular ve çeşitli silahlar geliştirilmiştir. Günümüzdeki uzay gemisi uzaktan kumanda merkezleri Nikola Tesla’nın yöntemini uygulamaktadır. Nikola Tesla, araştırmalarında, yüksek gerilim ve yüksek frekansın bilinmeyen alanlarına daha çok yer verdi. Yüksek frekans cihazlarını kullanırken, bir elini daima cebinde tutardı. Bütün laboratuvar asistanlarına bu ön tedbiri almalarında ısrar ederdi ve bu kural, bugüne kadar daima gerilim bakımından tehlikeli cihaz etrafındaki uyanık araştırıcılar tarafından da uygulanmaktadır. O zamanlarda tam olarak yararlanılmamış olmasına rağmen, Nikola Tesla’nın yüksek frekans ve yüksek gerilim alanlarındaki keşifleri, modern elektroniğin yolunu açtı. Bir yüksek frekans transformatörü ile (Nikola Tesla Bobinleri – Nikola TeslaCoils) çıplak elinde tuttuğu ampulü yakacak şekilde vücudundan, zarar vermeden, yüksek gerilimli akım geçiriyordu.

O günlerde Nikola Tesla, aslında neon tüpünün ve flüoresan tüpünün aydınlatmasını gösteriyordu. Bazen, frekans aralığının alt ve üst kısımlarında yaptığı denemeler, Nikola Tesla’yı keşfedilmemiş bölgelere yöneltti. Mekanik ve fiziksel titreşimlerle çalışırken, Houston Caddesindeki yeni laboratuvarının etrafında hakiki bir depreme neden oldu. Binanın doğal rezonansfrekansına yaklaşan, Nikola Tesla’nın mekanik osilatörü, eski binayı sarsarak tehdit etti. Bir blok ileride, polis karakolundaki eşyalar esrarengiz bir şekilde sarsılmaya başladı. Böylece, Nikola Tesla, rezonans, vibrasyon ve “doğal 7 periyot”a ait matematiksel teorileri ispatladı. Doğal frekansı bulduğunda dünyayı bile ikiye ayırabileceğini düşünecek kadar da sıra dışı bir insandı.

Bu çalışmalarla yetinmeyen Nikola Tesla, dünyanın katmanlarından biri olan iyonosferin insanlığın yararına kullanabileceğini söyleyen ve bunu ispatlayan bilim adamıdır. Atmosferin üçüncü katmanı olan iyonosfer (yerden 80 km), 19. yüzyılda keşfedilmiştir. Nikola Tesla’yı ilgilendiren en önemli özelliği ise elektro manyetik dalgaları yansıtarak görüş hattı dışındaki noktalara iletilmesini sağlamasıdır. Nikola Teslaiyonosfer ile ilgili çok fazla araştırma yapar. Sonrasında ilk radyo yayın merkezi ve kablosuz elektrik taşıma merkezi olan Wardenclyffe Kulesini, Long Island’da 1901 ile 1905 yılları arasında inşa eder.Yüksek gerilim ve yüksek frekanslı elektrik iletimi konusundaki araştırmalar, Nikola Tesla’yı Colorado Springs yakınlarındaki bir dağın üzerine dünyanın en güçlü radyo vericisini kurup çalıştırmaya yöneltti. 60 metrelik direğin etrafına, 22,5 metre çapında, hava çekirdekli transformatörü yaptı. İç kısımdaki sekonder 100 sarımlı ve 3 metre çapındaydı. Üreticisi, istasyondan birkaç mil uzaklıkta bulunan enerjiyi kullanırken, Nikola Teslailk insan yapımı şimşeği oluşturmuştu. Bir direğin tepesindeki 1 metre çaplı bakır küreden, 30 metre uzunluğunda, kulakları sağır eden şimşekler çaktı. Ufka kadar gök gürültüsü işitildi. 100 milyon Volt değerinde gerilim kullanılıyordu. İlk denemesinde, vericideki güç jeneratörünü yaktı. Fakat tamir ederek 26 mil uzağa, gücü telsiz olarak iletebilinceye dek deneylerine devam etti. O uzaklıkta, toplam 10 kW’lık 200 tane akkor ampulü yakmayı başardı. Daha sonra, kendi patentleriyle meşhur olan FritzLowenstein, Nikola Tesla’nın yardımcısı iken bu gösterişli başarıya şahit oldu. 1899’da alternatif akım patentleri için Westinghouse’dan aldığı paranın sonunu harcadı. Albay John Jacob Astor, onu mali yönden kurtarmaya geldi ve Colorado Springs’deki denemeleri için 30.000 Dolar sağladı. Sonra bu para da bitti ve Nikola Tesla New York’a geri döndü. J.P. Morgan, gösterişli başarıları ve şahsiyeti dolayısıyla, NikolaTesla’nın hayranı olmuştu. Nikola Tesla, kısa zamanda J.P. Morgan’ın sürekli misafiri oldu. Kusursuz giyinişli, birkaç dilde yaptığı kültürlü konuşması ve medeni davranışıyla gösterişli centilmen Nikola Tesla, New York sosyetesinin gözdesi oldu. Markoni, 8 Aralık 1901 de atlantiği geçen S sinyali ile Tesla’nın 1 adım önüne geçmiş gibi gözüküyordu. Tesla bu olayla alakalı Markoniye yol vermiş ; “Markoni iyi bir dost bırakın devam etsin, benim 17 patentimi kullanıyor” diyerek tiye almıştır.

Nikola Tesla uzaydaki hayatın varlığı ile de yakından ilgilenmişti. Dünyada ilk defa 1899 yılının Mart ayında kendi laboratuvarından uzaya ses dalgaları göndermiştir. Uzaydan gelen kozmik ses dalgalarının kaydını yapmıştır. Bunun duyurusu yaptığında bilim çevresinden ilgi ve destek görememesinin sebebi o yıllarda kozmik radyo dalgalarının bilim camiasında yeri olmamasıdır. 1917’nin Ağustos’unda uzaktaki cisimlerin üzerine kısa dalga darbeleri gönderip, yansıyan darbelerinin bir flüoresan ekran üzerinde toplanmasıyla hareketli cisimlerin izlenebileceklerini açıklamıştır. (İlk radar denemesi).Bilimsel hayatı oldukça başarılı olan Tesla, aynı başarıyı sosyal hayatında gösterememiştir. Tesla hiç evlenmedi. Aseksüel olmasının da bilimsel yeteneklerine yardımcı olduğunu düşünülüyordu. Kolay öfkelenen Nikola Teslaile, Thomas Edison Waterside Enerji Tesisi ve AllisCharmes Fabrikasındaki araştırmalarında onunla çalışan bazı mühendis ve yardımcıları arasında yaşanan sürtüşme, aleyhine oldu.

Yıllar geçtikçe, ondan, gittikçe daha az haber alınmaya başlandı. Bazen gazeteci ve biyografi yazarları onu arayıp röportaj yapmak istiyorlardı. Gittikçe garipleşti, gerçeklerden uzaklaştı, aldatıcı hayalciliğe yöneldi. Beş duyusunun aşırı hassaslaşması ve bundan dolayı çektiği sıkıntılar konusunda şöyle demiştir; “Yakından ve uzaklardan gelen kükreyen sesler beni korkuya sürüklüyordu ve bunların ne olduğunu bir türlü ayırt edemiyordum. Güneş ışınlarının önü periyodik olarak kesildiğinde bu beynim üzerinde öylesine büyük bir güç alanı yaratıyordu ki kendimden geçiyorum. Bir köprü yada bunun gibi bir yapının altından geçebilmek için tüm irademi zorlamam gerekiyordu çünkü kafatasım üzerinde dayanılmaz bir basınç hissediyordum. Karanlıkta bir yarasa kadar duyarlı olabiliyordum, metrelerce uzaklıktaki bir nesnenin varlığını alnımda hissettiğim bir ürperti sayesinde fark edebiliyordum…”

Tesla ; Kablosuz Enerji İletimi adlı bir projeyi ortaya koydu. Bu onun en önemli projesiydi. Nikola Tesla, ilk defa elektriğin bir kaynaktan çevreye kablosuz olarak ve yüksek miktarlarda iletilebileceğini söylemiştir. Kağıt üstünde bunu ispatlayan Nikola Tesla daha sonra yaptığı deneylerle de bunu göstermiştir. Kendisinin elinde kablosuz yanan bir ampul tutan fotoğrafı bulunmaktadır. Bu projenin patentini aldıktan sonra Nikola Tesla’nın en büyük destekçisi J.P. Morgan, Tesla’nın esas amacının kablosuz enerji iletimi olduğunu anlamış ve finansman desteğini kesmiştir. Bunun üzerine bu konudaki çalışmalar yarım kalmıştır.Sıradışı bir karaktere sahip olan Tesla, dahi olmasına karşılık bir ticaret adamı değildi. “Diğerleri için çok önemli olan para benim için hiçbir şey ifade etmiyor” demiştir. Tüm parasını son kuruşuna kadar icatlara yatırdı ve insanların hayatlarını daha basit yapmak için uğraştı. Para yönetiminde hiçbir zaman başarılı olamadı. Hayatının son yıllarını alacaklılarından kaçmak için sürekli otel değiştirerek geçirdi. 7 Ocak 1943 tarihinde 86 yaşındayken New Yorker Oteli’nin bir odasında kalp yetmezliği sebebiyle hayata veda etti. Ölmeden önce teleforce silahı adını verdiği bir çalışma yürütmekte olan Tesla’nın bütün dokümanlarına ABD hükümeti tarafından el konuldu ve projenin sonucu hakkında kesin bir bilgiye ulaşılamamıştır.Tesla’nın ölümünden 5 ay sonra Amerikan Yüksek Mahkemesi daha önce Amerikan Patent Ofisi tarafından Marconi adına onaylanan kablosuz elektrik iletimi tekniğinin geçersiz ve patent hakkının Nikola Tesla’ya ait olduğuna karar vermiştir.

Tesla’nın geride bıraktıkları ile en çok ilgilenen kurum Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü oldu. Tesla’dan geride kalanlar üzerinde çalışmalara devam edildiği ve geliştirilen teknolojiler olduğu söylentileri bulunmaktadır.HAARP (NavyandAirForce High Frequency Active AuroralResearchProject) projesi ile ABD ordusunun iyonosfer tabakasına yüksek miktarda EM dalga göndererek bu tabakayı olduğundan daha aktif hale getirerek iyi bir iletişim sağlamaya çalıştığı iddia edilmektedir. Hatta son yıllardaki büyük iklim değişikliklerinin de sebebi bu olarak gösterilmektedir.Ölüm ışını adında yoğunlaştırılmış enerji ile uçak ve savaş unsurlarının yok edilebileceğine dair iddialar da vardır. En büyük iddia ise filedelfiya deneyi olarak adlandırılan bir deneyde Tesla bobinleri ile çevrelenmiş bir savaş gemisinin radar görünmez yapılmaya çalışırken bu geminin mekan ve zamanda yer değiştirmesi, sonrasında belirli bir süre sonra geri gelen gemide mürettebatın bir kısmının çıldırmış, bazılarının yanmış ve diğerlerinin de geminin gövdesine geçişmiş olarak bulunduğu ile alakalı söylentilerdir. Ne kadar doğrudur bilinmez ama Tesla’nın bu teorileri birçok yabancı dizi ve filmin kuramsal alt yapısında yada bir kısmında yerini almıştır.Efsanevi fizikçi Nikola Tesla da 19’uncu yüzyılda uzun mesafeli kablosuz enerji transferi üzerine kafa yormuş, belirli bir seviyeye kadar bunu başarmıştır.

Kablosuz elektrik iletimi:Bilim insanları kablosuz enerji aktarımının temel fizik kuralları dahilinde mümkün olduğunu, hatta bunun metrelerce uzaktan gerçekleştirilebileceğini vurguluyorlar.Kablosuz enerji aktarımı titreşime benzetiliyor. Örneğin, bir gitarda tellere vurulduğunda, bu gitardaki titreşim hemen yanı başındaki bir başka gitara da yansıyor ve ikinci gitar görünmese de titriyor. MIT uzmanları akustik titreşimi temel alarak elektromanyetik titreşimle (radyo dalgaları, kızılötesi ve X-ışını gibi) enerji aktarımı yapmayı hedefliyor. Elektrik motorlar ve güç dönüştürücüler enerjiyi elektromanyetik yolla iletebiliyor. İngiliz bilim adamı Michael Faraday 1831’de İngiltere’de, EM indüksiyonu keşfetti. Bu keşif elektrik üretmeyi mümkün hale getiriyordu. İletken bir boru veya tel üzerinden akım geçirildiğinde, oldukça yakın mesafede durmaları halinde aktarım gerçekleşiyordu.

MIT’den (Massachusetts Institute of Technology) Profesör MarinSoljacic bu yöntemin dizüstü bilgisayarları birkaç metrelik bir alanda kablosuz şarj edilebileceğini, hatta ofis ortamında ortak kullanım sağlanabileceğini vurguluyor. Soljacic, özellikle MP3-çalar, cep telefonu ve el radyosu gibi küçük cihazların kablosuz şarj edilmesinin gelecekte mümkün olabileceğini belirtiyor. MİT’de yapılan araştırmada, elektrikli cihazlara kablo kullanmadan elektrik iletebilen bir sistem oluşturan bilim adamları, enerji kaynağından 2 metre uzaklıktaki 60 watlık bir ampulü kablo olmaksızın aydınlatmayı başardı. Buluşlarını Science dergisinde yayımlayan araştırmacılar, enerjiyi, biri ampulde, diğeri enerji kaynağında bulunan iki bakır bobin arasında elektromanyetik dalgalarla iletti. MIT’den Profesör MarinSoljacic başkanlığında yürütülen araştırmada oluşturulan sisteme, kablosuz elektrik sözcüklerinden türetilen “WiTricity” adı verildi. ProfSoljacic, bu yöntemle iletilen enerjinin bir dizüstü bilgisayarı çalıştırmak için gerekli olandan çok daha fazla olduğunu belirtirken, iletilen enerji miktarının artırılması için sistemin daha da geliştirilmesi gerektiğini kaydetti. Bilim adamları, bu yeni enerji iletim sisteminin özellikle geri dönüşümü sorun olan batarya probleminin çözümü için kullanılabileceğini belirtti.

Buna karşın, elektromanyetik dalgalarla enerji iletim yönteminin bazı araştırmalara göre kansere yol açabilecek olması, sistemin yararlılığı konusunda endişe yarattı. . Ancak projenin mimarlarına göre 10 megahertzlik dalgaların kullanıldığı yöntem, düşük frekanslı olduğu için insanlar için zararsız olduğu düşünülmektedir. Şimdilik % 40 verimlilik gösteren projenin gelecekte kablosuz hayatın kapılarını açabileceği belirtiliyor.İşte bu noktada bu yeni buluşun elektrikli arabalara olan etkisine bakılırsa; Elektrikli arabaların gelişimindeki en önemli sorun uzun şarj problemine çözüm bulunamaması. Şu anki en iyi değerlerle 1 saatlik kullanım için 6-8 saat arasında bir şarj gerekiyor ve bu elektrikli arabaların kullanımını önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bu kısıt Elektrikli arabaları uzun mesafelerden çok şehir içi kullanımına itiyor. Ama ileri vadede fosil yakıtların daha da azalması ile bu sorunun çözümü daha hayati bir hal alacaktır.Dünya üzerindeki pil (akü) teknolojileri henüz elektrikli otomobillere hazır değil. -10 derecenin altında piller tam güç veremiyor ve +30 derece üzeri pil ömrü aşırı derecede azalıyor. Pillerin aşırı maliyetlerinden bahsetmeye hiç gerek yok. Sırf bu sıkıntılar aşılamadığı için elektrikli araba üretimine ara veren dünya çapında şirketler mevcuttur.İşte bu noktada kablosuz elektrik iletimi bu sıkıntılara bir çözüm buluyor. Yollara arabaların kullanabileceği hatlar döşenerek aküleri tamamen yada kısmen ortadan kaldırmak Akü ağırlık ve maliyetinden kurtulmak elektrikli arabaların gelişimini olumlu yönde etkiyecek gibi görünüyor.

Son bir gelişme Japon bilim insanları 1.8 kW enerjiyi kablo kullanmadan mikrodalga aktarımıyla 55 metre uzağa taşımayı başardıklarını duyurdu. Japon Hava Uzay Araştırma Ajansı (JAXA) bünyesinde yapılan son araştırma kablosuz enerji aktarımı konusunda bir kilometre taşı olarak nitelendiriliyor. JAXA uzmanlarının 55 metreye taşıdığı enerji şimdilik sadece bir su ısıtıcısını çalıştırmaya yetse de gelecekte çok daha büyük uzaklıklara başarılı sonuçlar elde edileceği belirtiliyor. Bu yöntem ile gelecekte uzayda kurulacak olan güneş panellerinden sağlanacak olan temiz enerjinin dünyaya aktarılması hedefleniyor. Hava durumu, günün aydınlık olan saatlerini düşünmeye gerek kalmaması gibi birçok faydası bilinen, şimdilerde emekleme aşamasında olan bu sistemin 2040’larda hayata geçirilmesi planlanıyor.

Sonuç olarak; Tesla, gerek yaptıkları gerekse de tamamlayamadığı projeler ile bilim dünyasına damgasını vurmuş bir dehadır. Fikirleri ile bilim ve teknolojinin gelişmesinde önemli ufuklar açmıştır. Sahip olduğu sıra dışı özellikler (aşırı duyarlılık, az uyuması vs.) onun toplumdan soyutlanmasına neden olmuştur. Tesla’nın bilim dünyasında daha az tanınmasının sebebi ise; Edison’un yapmış olduğu karalama kampanyalarıdır. Ancak yaptıkları ile sadece Edison ile kıyaslanabilir. Bilim adamları ve dünya toplumu onun hakkında okudukça ve araştırdıkça, onu daha iyi anlayacak ve anlatacaktır. Nikola Tesla bir dehadır ve tarih bunu böyle yazacaktır.

Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Nikola _Tesla
http://www.tankado.com/belgesel-nikola-tesla-yildirimlar-efendisi
http://www.makinatek.com.tr/arsiv/yazi/129-kablosuz-enerji-transferi
http://evrimagaci.org/photo/tr/nikola-teslanin-lanetli-ongorusu-kablosuz-elektrik-nedir-nasil-calisir

Edisonun İdam Ettiği Fil

Thomas Edison’un 6600 Volt ile İdam Ettiği Fil

tarihinde yayınlandıYorum yapınElektrik içinde yayınlandı

Topsy adlı gösteri fili, ABD’de bir mahkemede yargılandı ve idama mahkûm oldu. Topsy’nin cellâdı da ünlü kaşif Thomas Edison idi.

Topsy, Afrika’dan Amerika’ya getirtilmişti. New York’un ünlü sirklerinden Forepaugh’da gösteri için eğitildi. 1875’den 1900’e tam 25 yıl sirki dolduran seyircilerin sevgilisi oldu; yaptığı başarılı gösterilerle sahiplerine onbinlerce dolar kazandırdı. Ama geçen yıllara ve artan kilosuna paralel sinirli bir hale geldi. 3 tonluk iri cüssesiyle bakıcılarını korkutmaya başladı. Bakıcılarının da pek sevecen ve hoşgörülü olduğu söylenemezdi. Yeterince beslenmiyor ve tımar edilmiyordu. Bakıcılar, sirk kapandıktan sonra içmeye başlıyor, Topsy’e eziyet ediyordu: Vücudunda sigara izlerine rastlanmıştı! Topsy’nin konuşamayacağını bilen sarhoş bakıcılar, iri filin vücudunda sigara söndürüyordu! İyi bakılmayan, işkence edilen Topsy de, savunmaya geçiyor, bakıcılarını öldürüyordu. Üç yılda, üç bakıcısı da aynı akıbete uğramıştı.

Sirk sahipleri, Topsy’yi Coney Adası’na gönderdi. Burada mahkeme önünde günâhlarının cezasını ödeyecekti: Yargılanacaktı! Mahkeme, tek celsede kararını açıkladı: Topsy idama mahkûm edilmişti! Daha önce bazı filler, büyük vinçlerin çengellerine bağlanarak asılmıştı. Topsy de aynı şekilde cezalandırılabilirdi. Yer olarak Coney Adası’nın Lunapark alanı seçildi. İdama gelen seyirciler para da ödemeliydi. 2 bine yakın seyirci idam merasimini izleyecekti. İşte tam bu anda devreye Thomas Edison girdi. Büyük (!) kâşifin önerisi, Topsy’nin elektrik kullanılarak idam edilmesiydi. Hem bu şekilde AC’nin tehlikesini ispatlayarak Tesla’dan da intikam almış olacaktı. 4 Ocak 1903’de, Topsy metal bir plaka üzerine oturtuldu, ayakları bağlandı ve hareket etmesi önlendi. Edison’un önerisi, 6600 voltluk alternatif akım verilerek, ölmesi sağladı. İdam, baştan sona filme alındı.

En İyi Savunma Sporu : Wingtsun

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Wing Tsun Nedir?

Wing Tsun içinde gerçek dövüş tekniklerini barındıran, etkili olması ve populeritesi ile ilk sıralarda yer alan beş mesafeli dört prensipli üç boyutu bulunan Çin’li bir bayan tarafından bulunmuş ve uygulanmış bir savunma sanatıdır. Bu Savunma sanatı bir bayan tarafından bulunmuş tek örnektir.

 

Wing Tsun Nedir?

Wing Tsun insan yapısına göre dizayn edilmiş (fiziksel baskılı kuvvet) gerektirmeden his ve reflekslerin kullanılarak kendi kuvvetli olduğu tarafını rakibinin zayıf tarafına kanalize etmesidir.

 

Neden Wing Tsun Çalışırız?

 

Wing Tsun sistemi kendi içinde farklı çalışma yolları içerir. Kişiler istekleri ve ihtiyaçları doğrultusunda bu yollardan birini ya da birkaçını uygulayabilirler. Bu sorunun tek bir cevabı olamaz; çünkü sistem kendi içerisinde teknik, teorik, fiziksel ve zihinsel hayatın her alanında uygulanabilecek veriler sunar. Wing Tsun sanatı insan faktörünün bütününe ayırmaksızın hitap eder.

 

Günümüzde Wing Tsun’un Kullanım Alanları Nelerdir?

 

Her dönemin insanlar içi getirdiği problemler farklıdır. İnsan değişimi ile birlikte bu problemlerde ihtiyaca yönelik çözümlerde farklılaşmaktadır. Hayatın bir gerçeği değişimin değişmez olmasıdır. Wing Tsun sistemi çalışılmaya başladığından beri ihtiyaçlara göre değişmekte ve geliştirilmektedir.

Günümüzde metropolit yaşantının peşinden getirdiği negatif etkiler mevcuttur. Yaşam şartlarının bizi tek düze kalıba sokmak ve bazı doğal duyularımızı, hislerimizi, güdülerimizi kaybettirmiş ya da bastırmıştır. Wing Tsun sistemi bütün bu negatif etkileri gidermeye yönelik kullanılabilmektedir.

 

Kendini Korumanın Yararları

 

Kişinin kendini korumasının en iyi yolu birçok atağa en az enerji ile cevap vermesidir. Bu uygulamanın bilimsel açıklaması da vardır. Bir hareketi mükemmelleştirmek geniş kapsamlı bir koruma sağlamaktadır. Bu durum dövüşçünün yüzlerce hareketi öğrenip zor bir durumda hiçbirini kullanamamasından daha etkilidir.

 

Wing Tsun öğrenmek şu konuda kişiyi yetkinleştirir.

 

  • Potansiyel tehlike barındıran geçici durumlardan sakınmayı öğrenme
  • Uygulanan şiddetten kaçınma yollarını öğrenme
  • Stresli olduğunuzda kendinizi nasıl yöneteceğinizi öğrenme
  • Saldırgan atağını önlemek için hızlı etkili ve gerçekçi teknikleri öğrenme
Mardin’in Elektriği Olmayan Köyünde Doğup İsveç’te Enerji Bakanı Olmak

Mardin’in Elektriği Olmayan Köyünde Doğup İsveç’te Enerji Bakanı Olmak

tarihinde yayınlandıYorum yapınElektrik içinde yayınlandı
Mardin’in Midyat ilçesinde doğan İbrahim Baylan, İsveç’ te Enerji Bakanı olmasının ardından hikayesini anlatmaya şu sözlerle başlıyor:

“Birisi çıkıp ‘30 yıl sonra bu ülkeden enerji bakanı olarak Türkiye’ye gelip, akıllı şebekeler hakkında konuşacaksın’ deseydi, “Tabii, tabii” derdim”

Çocukluğu elektriği bile olmayan bir köyde geçen Baylan, ilk kez İstanbul’a geldiğinde buradaki hayatın baş döndürücü olduğunu düşündüğünü söylüyor. Çünkü ilk kez elektriği İstanbul’da gördüğünü ve oldukça şaşırdığını dile getiriyor.
Daha sonra ailesiyle birlikte İsveç’e göç eden İbrahim Baylan, ilk başta lisana, kültüre uyum sağlamakta oldukça zorlandığını fakat yaşının küçük olmasıyla bu duruma ailesine göre daha kolay uyum sağlayabildiğini söylüyor ve sözlerine şu şekilde devam ediyor:

“Şansımı değerlendirdim. İstanbul’a dönecek olursam, buraya ilk kez geldiğimde henüz elektrikli hiçbir şey görmemiştim. Ve şimdi burada bir konferansa akıllı şebekeler ve akıllı şehirler hakkında konuşmak üzere davet edilmek, itiraf etmeliyim ki biraz ironik. Fakat diğer yandan da hayatın bazen ne kadar harika olabildiğinin bir kanıtı.”

Mardin’e olan özlemini her fırsatta dile getiren Baylan, elektrik yokken bıraktığı köyünde şimdi yolların, internetin ve tabii ki de elektriğin olduğunu görmenin onu ne kadar duygulandırdığını söylemeden de edemiyor.
İbrahim Baylan
İbrahim Baylan
İsveç’teki elektrik üretiminin birçoğu çöplerden elde ediliyormuş. Hatta öyle ki çöplerden elde edilen elektriğin oranı %40’ı bulmuş. Harika bir geri dönüşüm yöntemiyle elektrik üretimi sağladıklarını belirten Baylan, artık ülkedeki çöplerin de yeterli gelmediğini dışardan çöp ithal etmek zorunda kaldıklarını ifade ederek şaşırtıyor.
Ülkemiz Elektrik Enerjisi Kurulu Güç Gelişimi

Ülkemiz Elektrik Enerjisi Kurulu Güç Gelişimi

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Ülkemizin elektrik enerjisi talebi artış oranı son 14 yılda, yıllık ortalama yüzde 5,5 olarak gerçekleşmiştir. 2016 yılında yaklaşık 5.899 MW kurulu gücünde lisanslı elektrik üretim santrali devreye alınmıştır. 2016 yılı sonu itibarıyla kurulu gücümüz 78.497 MW’ye ulaşmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına sağlanan teşvikler neticesinde 2008 yılından itibaren özellikle hidrolik, rüzgâr, güneş ve jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu güç içindeki payı son yıllarda artış göstermiştir. 2016 yılı sonu itibarıyla ülkemizin kurulu gücünün yüzde 44’ünü yenilenebilir enerji, yüzde 56’sını diğer kaynaklar oluşturmaktadır.  Ayrıca, 2016 yılında yaklaşık 1.500 km iletim hattı yapılmıştır. 2002 yılında 44.544 km olan iletim hattı uzunluğu 2016 yılında 58.298 km’ye çıkmıştır. Elektrik dağıtım hattı uzunluğu ise 2002 yılında 812.399 km iken, 2016 yılı itibarıyla 1.350.000 km’yi geçmiştir.

Kaynak: enerji.gov.tr

 

2016 Yılı Sonu İtibarıyla Elektrik Enerjisi Kurulu Gücün Kaynak Bazında Dağılımı

2016 Yılı Sonu İtibarıyla Elektrik Enerjisi Kurulu Gücün Kaynak Bazında Dağılımı

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Ülkemizin elektrik enerjisi talebi artış oranı son 14 yılda, yıllık ortalama yüzde 5,5 olarak gerçekleşmiştir. 2016 yılında yaklaşık 5.899 MW kurulu gücünde lisanslı elektrik üretim santrali devreye alınmıştır. 2016 yılı sonu itibarıyla kurulu gücümüz 78.497 MW’ye ulaşmıştır. Yenilenebilir enerji kaynaklarına sağlanan teşvikler neticesinde 2008 yılından itibaren özellikle hidrolik, rüzgâr, güneş ve jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarının kurulu güç içindeki payı son yıllarda artış göstermiştir. 2016 yılı sonu itibarıyla ülkemizin kurulu gücünün yüzde 44’ünü yenilenebilir enerji, yüzde 56’sını diğer kaynaklar oluşturmaktadır. Ayrıca 2016 yılı sonu itibarıyla 1.043 adedi güneş, 23 adedi rüzgâr, 20 adedi termik, 13 adedi biyokütle, 3 adedi hidrolik santrali olmak üzere toplam 917,63 MW kurulu gücünde 1.102 adet lisanssız santral işletme halindedir.

2016 yılı sonu itibarıyla doğal gazın kurulu güç içindeki payı yüzde 28,3’e, elektrik üretimindeki payı yüzde 32,1’ e gerilemiştir.

Artan elektrik enerjisi talebinin karşılanabilmesi kapsamında üretim yatırımları ile birlikte iletim ve dağıtım hattı kapasitemizin de artırılması için yatırımlara devam edilmektedir. Bu kapsamda, 2016 yılında yaklaşık 1.500 km iletim hattı yapılmıştır. 2002 yılında 44.544 km olan iletim hattı uzunluğu 2016 yılında 58.298 km’ye çıkmıştır.

Elektrik dağıtım hattı uzunluğu ise 2002 yılında 812.399 km iken, 2016 yılı itibarıyla 1.350.000 km’yi geçmiştir.

Kaynak: enerji.gov.tr

 

Umut nedir?

tarihinde yayınlandıYorum yapınMakaleler içinde yayınlandı

Başarı-mutluluk-huzur-gibi yargıları, insanı insan yapan olguları bir arada tutan şeydir umut. Bir zincirin tamir edilemez parçasıdır.

Başarı; bir takım uğraşlar sonucunda kazanılmış haklı gururdur, kimi zaman bir çift tebrik cümleciği, kimi zaman bir öpücük, kimi zaman şükretmeyi öğrenmek, kimi zamansa ekonomik açıdan rahatlamaktır başarının ödülleri…

Mutluluk; yolunda giden şeylerle gitmeyen şeylerin kıyaslaması yapılması sonucunda iyi giden şeylerin fazla olması neticesinde ortaya çıkan durumdur…

Huzur; başarılı bir mutluluk yada mutlu bir başarı sonucunda kişinin içinde bulunan, hatta ve hatta boğazına tıkanan düğümcüklerin gitmesini sağlar.

Umut ise bunların babasıdır, yola çıkmadan önce hepsinin ilk durağıdır, kim bilebilirdi ki iki tane tel parçasının bugün dünyamızı aydınlatabileceğini, ama umutluydu Edison çünkü başaracağını biliyordu, umutluydu Edison çünkü mutlu olduğu uğraş için çaba harcıyordu, ve umutluydu Edison çünkü başarsa da başaramasa da kendi umutlarına yaptığı yolculuk nedeniyle huzur bulacaktı.

Böyledir umut, kimisine göre acizlik, kimisine göre boşa harcanan vakittir, ama aslında budur umut… Kaybedebileceği pek bir şey olmayan insanların en kıymetli hazinesidir…