Rüzgar Enerjisi

AB’de elektriğin yüzde 10,4’ü rüzgardan karşılandı

tarihinde yayınlandıYorum yapınHaberler içinde yayınlandı
AB’de geçen yıl üretilen elektriğin yüzde 10,4’ü rüzgar enerjisi santrallerinden karşılandı.

Avrupa İstatistik Ofisinin yayımladığı verilere göre, AB’de 2016’da üretilen elektriğin yüzde 49’u termik santrallerden, yüzde 26’sı nükleer ve yüzde 12’si de hidroelektrik santrallerinden elde edildi. AB’de geçen yıl üretilen elektriğin yüzde 10,4’ü (315 bin gigavatsaat) rüzgar enerjisi santrallerinden karşılandı. AB’ye üye ülkeler arasında rüzgardan en fazla elektrik üretiminin yapıldığı ülke Danimarka oldu. Geçen yıl AB’de rüzgar enerjisinden üretilen elektriğin yüzde 43 Danimarka’dan geldi. Onu, yüzde 27 ile Litvanya ve yüzde 21 ile İrlanda izledi.

Elektrik üretiminde rüzgar gücü katkısının en az olduğu ülkeler ise yüzde 1’in altındaki üretimleriyle Malta, Slovenya, Slovakya ve Çekya oldu.  AB’nin en fazla enerji tüketen ülkesi Almanya’da ise toplam elektrik üretiminin yüzde 15’i rüzgardan karşılandı.

Ceviz Bakçem

Ceviz Bahçesi Macerası

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized, Yaşam içinde yayınlandı

Merhaba Arkadaşlar, bu yazımda yıllardır hayalini kurduğum ceviz bahçesiyle ilgili yaptıklarımı anlatacağım. Yaklaşık 5 sene önce 2012 yılında memleketim Nevşehir’de çalışma hayatıma başladığımda köyüme sık sık gitmeye başlamıştım. Daha sonra cevizle ilgili gelişmeler dikkatimi çekmişti. Öncelikle köyümüzdeki bahçemize 4 farklı cins ceviz fidanı diktim. Aldığım yerdeki satıcının tavsiyesiyle de bir adet badem fidanı dikmiştim. Hevesle her gittiğimde bidonlarla taşıma su ile suluyordum. Ayrıca, babamın küçükken diktiği ceviz bahçenin yazın otların yakılmasıyla gelişememişti. Bu yılların cevizi en az 30 yıllık her sene yanan cevizin etrafını açarak ve budama yaparak canlandırmayı başardım.

Eski Ceviz Ağacı
Eski Ceviz Ağacı
Badem Ağacı
Badem Ağacı

Daha sonra 2013 yılında Ankara’da iş hayatına başlayınca köyden uzaklaşmıştım. Ama hep aklımdaydı ve babama da sürekli ceviz bahçesi yapmak için gazı veriyordum. Sonunda babamda heveslenip Şubat 2017 de 1.5 dönümlük tarlaya 55 adet ceviz ağacı diktik. Ben pek sık gidemesem de babam ve köydeki amcam sulama konusunda yardımcı oluyorlardı. Ayrıca amcamlarla ortak 3 tonluk su tankı almıştık. Amcamların da bizim iki yan tarafta ceviz bahçeleri vardı.

Su Tankı
Su Tankı

i Balıkesirden sipariş vermiştik. Aslında Kaman cevizi almayı düşünüyorduk ama köyümüzün bulunduğu bölge yüksek ve birazda soğuk olduğundan geç açan ceviz türü olan Ferror türü ceviz almıştık. Mayıs 2017 de sulamaya gittiğimizde cevize vitamin amaçlı ilaç almıştık

screenx, 270

Screen X ile 270 derece açıyla muhteşem sinema deneyimi

tarihinde yayınlandıYorum yapınİncelemeler içinde yayınlandı

Görüş alanını tamamen dolduran ekran sayesinde Screen X, seyirciyi adeta filmin içine çekiyor ve eşsiz bir deneyim yaşatıyor. Turkcell Platinum Screen X ilk olarak, merakla beklenen serinin son filmi ‘Karayip Korsanları:5 Salazar’ın İntikamı’nı Türkiye’deki sinemaseverle buluşturuyor. Cinemaximum Akasya ve Cinemaximum Kanyon salonlarında yer alan Turkcell Platinum Screen X ile sinema keyfini 270 derecede olarak yaşanacak.

Elektrik dağıtımında memnuniyet %53 arttı

Elektrik dağıtımında memnuniyet yüzde 53 arttı

tarihinde yayınlandıYorum yapınElektrik, Uncategorized içinde yayınlandı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve ekibi, bu yıl da elektrik dağıtımında memnuniyeti vatandaş ile yüz yüze görüşmeler yaparak ortaya koydu.

44 ilde 22 bin 60 vatandaş ile yapılan görüşmelerde ortaya çıkan verilere göre vatandaşların elektrik dağıtımından duyduğu memnuniyet bir önceki döneme göre yüzde 53 arttı. Özellikle kesinti süreleri ve sıklığındaki azalma ile vatandaş ile kurulan iletişim güçlendirilmesinin memnuniyeti artırdığı belirtildi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, elektrik dağıtımında sektörün karnesini oluşturmak için, yine vatandaşa gitti. Albayrak, geçen yıl yapılan Elektrik Dağıtımcıları Derneği sektör toplantısı öncesinde de vatandaşa aldıkları hizmetten memnuniyetini ortaya koyan detaylı bir anket yaptırmıştı.

Bu yıl anket kapsamının genişletildiği, 44 ilde 22 bin 60 vatandaş ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştirildiği ifade edildi. Albayrak ve ekibi, dağıtım şirketleri bazlı memnuniyet artışının nerelerden kaynaklandığını, nerelerde gelişme kaydedildiğini, nerelerde istenilen seviyenin altında kalındığını ortaya çıkardı. Tedarik kalitesi ve sürekliliği, müşteri hizmetleri, yatırımlar ve iletişim firmaların karnelerinin değerlendirilmesinin yapıldığı dört alan oldu.

Albayrak, “vatandaş memnuniyeti odaklı yeni dönem” olarak adlandırdıkları dönem için Avrupa Mükemmellik Ödülü’nü nihai hedef olarak koymuş ve her alanda hizmet kalitesini artıracak bir dizi yatırım ve kriterler açıklamıştı.

Edinilen bilgilere göre bu yatırım ve kriterlerin doğru uygulanıp uygulanmadığı bakanlık içindeki farklı birimler tarafından incelenirken, anket de kalitenin arttığını ve bunun vatandaşın memnuniyetine de yansıdığını ortaya koydu. Bir yılın sonunda vatandaşların elektrik dağıtım sektöründen aldığı hizmetten duyduğu memnuniyet bir önceki döneme göre yüzde 53 arttı. Memnuniyet oranlarındaki artış dağıtım şirketlerine göre değişirken, tüm alanlarda özellikle, kesinti süreleri ve sıklığındaki azalma ile vatandaş ile kurulan iletişim güçlendirilmesinin memnuniyet artışı getirdiği kaydedildi. Albayrak’ın bu konuda detaylı bir sunum yapacağı, aynı zamanda 2017 yılı için de yeni hedefler açıklayacağı öğrenildi.

Google Akilli Video

Google’dan Akıllı Video Arama Teknolojisi

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Google’un yeni teknoloji, video görüntülerinde sözcükle arama yapmaya olanak sağlayacak.

ABD’li teknoloji devi Google, video görüntülerindeki nesneleri otomatik olarak tanıyıp aranabilir hale getiren yeni bir makine öğrenme teknolojisini hizmete sokacağını açıkladı.

Google’ın “Akıllı Video Uygulama Programlama Arayüzü” adını verdiği yeni teknoloji, şirketin bulut bilişim birimi Google Cloud’un ABD’nin San Francisco şehrinde düzenlediği “Next” konferansında kamuoyuna duyuruldu.

Yeni teknolojinin, bir video arşivindeki tüm görüntülerde yer alan nesneleri tek tek kaydederek, bunları daha sonra anahtar sözcüklerle arayıp, nesnelerin yer aldığı sahneleri otomatik olarak seçebilen uygulamalar üretmeye olanak sağlayacağı belirtildi.

Google’da “Geliştirici temsilcisi” olarak görev yapan Sara Robinson’ın konferans sırasında yaptığı sunumda programın uygulama arayüzüne yüklenen bir videonun birbirini izleyen sahnelerindeki dağ manzarası, kır evi, şehir, cadde, köpek, garaj gibi nesne ve kavramları görüntülerin akışıyla eş zamanlı olarak anahtar sözcükler olarak kaydettiği görüldü.

Robinson, sonraki adımda geniş bir video arşivi içinde belirli bir nesneye odaklanan aramalar yaptı. “Beyzbol” anahtar sözcüğüyle yapılan aramada, saatlerce uzunluktaki video arşivi içinden beyzbol topu, şapkası ve maç görüntülerinin olduğu sahneler, “plaj” anahtar sözcüğüyle yapılan aramada ise odağında veya fonunda plaj görüntülerinin bulunduğu sahneler otomatik olarak seçilip, listelendi.

Google Cloud’un Yapay Zeka ve Makine Öğrenme Birimi baş araştırmacısı Fei-Fei Li, günümüzde piksellerin dünyasının hareketsiz imajların çok ötesine geçtiğini vurgularken, yeni teknolojinin video içeriklerinde kavramsal aramayı mümkün kılması sayesinde makine öğrenme teknolojilerine geniş bir saha açacağını ifade etti.

İmaj tanıma teknolojileri bugüne dek yalnızca hareketsiz resimlere uygulanabiliyordu. AA

Nicola Tesla Röportajı

Nikola Tesla’nın 116 Yıl Sonra Ortaya Çıkan İnanılmaz Röportajı!

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Nikola Tesla, gezegenimizin en büyük mucitlerinden ve en gizemli kişilerinden biri. Tesla’nın 116 yıl sonra bir gazeteciyle röportaj yaptığı ortaya çıktı.

Nikola Tesla, gelmiş geçmiş en büyük mucitlerden biri, belki de en büyüğü. Buluşları ile birçok açıdan zamanının, hatta günümüzün de önünde biriydi. Hatta Tesla’nın yüz yıldan fazla bir zaman önce araştırdığı bazı konuları bugün bile doğru düzgün gerçekleştiremedik. Tesla, en çok elektrik hakkında yaptığı araştırmalarla adını duyurdu.

Ancak o, elektroniğin çok çok ötesindeydi. Kablosuz iletişim, türbin motorları, helikopterler, florasan ve neon lambalar, torpidolar ve hatta X-ray ile ilgili buluşları var. Yaklaşık 700 patente sahip Tesla’nın birçok buluşu da Edisson tarafından çalındı. Peki Tesla’nın yıllar önceden kalan, gizli bir röportajının olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu röportaj.

Gazeteci: Bay Tesla, sizin için kozmik süreçlere karışan biri diyorlar. Sahiden siz kimsiniz?

Tesla: Bu doğru bir soru, tüm sorularına cevap vermeye çalışacağım.

Gazeteci: Bazıları sizin Hırvat olduğunuzu söylüyorlar. Küçük bir köyde doğmuşsunuz, öyle mi?

Tesla: Evet, tümü doğru. Aslen Sırbım. Ancak Hırvatistan benim anavatanım, bundan gurur duyuyorum.

Gazeteci: Fütüristler, 20. yy’ın sizin başınızın üstünde doğduğunu söylüyorlar. Manyetik alanı kutsuyor, indüksiyon motoruna ilahiler söylüyorlar. Sizin buluşunuz olan alternatif akım, bugün fizik ve kimyayı dünyanın yarısına hakim kılabilir. Endüstri sizi en büyük hayırsever ilan etmek üzere. Tesla laboratuvarında ilk defa atomu kırabildiniz. Deprem titreşimlerine sebep olabilen bir cihaz yaptınız. Siyah kozmik ışınları keşfettiniz. Beş elementin sırrını araştıran Empedokles gibi, varlığın sırlarına vakıf oldunuz. Birçok kişi için ilahi bir figür gibisiniz.

Tesla: Evet, bu anlattıklarınızın bazıları en önemli buluşlarımdan birkaçı. Ancak ben yenilmiş bir adamım. Yapabileceğim en büyük şeyleri yapamadım.

Gazeteci: Bunlar nelerdir, bay Tesla?

Tesla: Tüm dünyayı aydınlatmak istedim. Dünya’nın Güneş gibi parlaması için yeterli miktarda enerji mevcut. İstediğimi yapmama izin verselerdi, tıpkı Satürn’ün etrafındaki halka gibi Dünya’nın da ekvator kısmında da ışıktan bir halka olacaktı. İnsanoğlu buna hazır değil. Colorado Springs’de yaptığım çalışmada dünyayı elektriğe batırdım. Ayrıca insanlara pozitif zihinsel enerji sunabiliriz. Bach ve Mozart gibi büyük müzisyenler veya büyük şairler geldi geçti. Dünya’nın iç kısmında barışın, neşenin ve sevginin enerjisi var. Dünya tarafından büyütülmüş bir çiçek aldığımda veya topraktan çıkana yiyeceklerde, orayı bir kişinin vatanı yapan her şey vardır. Yıllarımı, bu enerjinin insanları nasıl etkilediğini araştırmakla geçirdim. Gülün güzelliği ve kokusu ilaç olarak ve güneş ışınları yiyecek olarak kullanılabilir. Yaşam sonsuz sayıda biçime sahiptir ve bilim insanının amacı bunları her maddede bulmaktır. Burada üç esas nokta var. Benim yaptığım sadece araştırmak. Bunları bulamayacağımı biliyorum ancak yine de araştırmaktan vazgeçmeyeceğim.

Gazeteci: Bunlar nelerdir?

Tesla: Birinci mesele yiyecek. Aç bir dünyayı beslemek için ne kadar yıldız veya Dünya enerjisi gerekir? Bir diğeri kötülüğün ve acının gücünü yok etmektir. Bu, uzayın derinliklerinde bir salgın olarak görülür. Üçüncüsü de evrende aşırı ışık var mıdır? Tüm astronomik yasaların ortadan kalktığı ve matematiksel denklemlerin işe yaramadığı, değişime uğramayan bir yıldız keşfettim. Bu yıldız bu galakside. Boyutu bir elma kadar, ağırlığı ise tüm Güneş Sistemi’miz kadar. Biliyorum, yer çekimi kanunları uçmak için aşılması gereken bir şey, ancak ben bireylerin fiziksel olarak uçmasını değil, bilinçleriyle bir yerden bir yere gitmesini araştırıyorum. Havadaki enerjiyi uyandırmaya çalışıyorum. Bu gezegende boş bir alan yok. Boş olarak düşünülen alan sadece maddenin farklı bir tezahürü.

Gazeteci: Her gün evinizin penceresine kuşların geldiği söyleniyor.

Tesla: İnsan kuşlara karşı duygusal olmalı. Onlar gerçeğin habercisidirler.

Gazeteci: Smiljan’daki o günlerden beri uçmayı bırakmadınız.

Tesla: Çocukken çatıdan uçmak istedim ve düştüm. Hesaplamaları yanlış yapmışım. Unutma, gençlik yaşamdaki en önemli kanattır!

Gazeteci: Hiç evlendiniz mi?

Tesla: Hayır.

Gazeteci: Rölativite teorisine saldırdığınız için hayranlarınız şikayet ediyor. Eğer enerji her yerde ise nerede bu göremediklerimiz?

Tesla: İlk önce enerji, sonra madde oluşuyor. Evren ışık olarak bildiğimiz özgün ve ebedi enerjiden doğdu. Madde sonsuz ışık formlarının bir tezahürüdür. Evrenin dört temel yasası var. Birincisi, matematiksel bir ölçünün olması. İkincisi karanlığın içinde yayılıyor olması. Üçüncüsü ışığın bir ışınsal maddeye dönüşmesi. Dördüncüsü başı ve sonu olmaması. Yaratılış sonsuzdur.

Gazeteci: Ancak bu teoriye karşı ders vermiyorsunuz, neden?

Tesla: Unutmayın, sonsuzluğu anlayamamamızın nedeni evrenin kavisli yapıda olması değil, insan zihnidir. Ben ışığın bir parçasıyım. Evren tıpkı bir senfoni gibi, düzenli ve harmonik. Einstein bu sesi duysaydı rölativite teorisini yaratmazdı. O, sadece kaosun habercisi.

Gazeteci: Bay Tesla, bir ses mi duyuyorsunuz?

Tesla: Her zaman duydum. Benim manevi kulağım gökyüzü kadar büyük. Einstein bir kısmı çok iyi olan birçok iş yaptı. Ona garezim yok. Yalnız “eter”in olmadığını düşünmesi büyük bir hata.

Gazeteci: Gençliğinizde sık sık hasta olduğunuz söyleniyor, bu doğru mu?

Tesla: Evet sık sık yaşam gücümün düştüğü doğru. Bazen insanın acı çekmesi gerekebilir. Küçükken koleraya yakalanmıştım. Babam teknoloji üzerinde çalışmalar yapmama izin verince geçti. Bir kişinin zihin gücünü asla küçümsemeyin.

Gazeteci: Bay Tesla, bu bir oyun mu? Bana zihin gücünden bahsediyorsunuz…

Tesla: Evet bir oyun, ben oynadım ve elektrikle çözdüm. Unutma, Nikola Tesla yıldırım hakkındaki gerçekleri keşfeden ilk kişi.

Gazeteci: Kuşkusuz okuyucularımız mizahı seviyor, yalnız bilim ile bazı kişisel görüşlerinizi karıştırıyor gibisiniz.

Tesla: Bay Smith, insanlar fazla ciddiler. Bir Çin atasözü der ki, “Fazla ciddiyet yaşamı kısaltır”.

Gazeteci: Felsefenizi duyduklarında buna bayılacaklar.

Tesla: Hayat bir ritimdir. Her şey birbiri ile derin ve mükemmel bir ilişki içindedir. İnsan, güneş, yıldızlar… Bilgi içinde yaşadığımız evrenin bize sunduğu bir şeydir.

Gazeteci: Bir Budist rahibin veya Taoist birinin sözleri gibi söylediğiniz şeyler.

Tesla: Evet! Bu gibi öğretilerin içinde evrenin bazı sırları gizli. Hakikat daima insanoğlunu büyülemiştir.

Gazeteci: Peki sizin için elektrik neyi ifade ediyor?

Tesla: Her şey elektriktir. İlk önce ışık, evreni temsil eden sonsuz biçim! Siyah ise ışığın gerçek yüzü. Tabi ki biz bunu göremiyoruz.

Gazeteci: Bay Tesla, elektriği fazla abartmıyormusunuz?

Tesla: Ben elektriğim, isterseniz elektriğin insan kılığına bürünmüş şekliyim diyebilirim. Siz de öylesiniz, henüz fark etmemişsiniz.

Gazeteci: Peki bir milyon volt eletriği geçirebilir misiniz?

Tesla: İnsan bedeni büyük miktarda enerjiden meydana gelmiştir. Beynimiz baştan sona elektrikle çalışıyor. Günün birinde bunun gerçekleştiğini göreceğiz.

Gazeteci: Otel yönetimi yaşadığınız bu otel odasında hava şimşekliyken sürekli biriyle konuştuğunuzu söylüyorlar doğru mu?

Tesla: Evet, şimşekler ve yıldırımlarla konuşuyorum.

Gazeteci: Nasıl yani?

Tesla: Çoğunlukla ana dilimde konuşurum.

Gazeteci: Okuyucularımız bu sözlerinizi duyunca çok şaşıracaklar.

Tesla: Şimşek ve yıldırımlar doğanın en güçlü ve parlak güçleri. O kadar şiirseller ki.

Gazeteci: Peki madde nedir?

Tesla: Bak, nasıl da gözlerin parladı. Benim bilmek istediğim şey yıldızlar söndüklerinde ne olduğu. Bir yıldız söndükten sonra oluşan şey ne. İşte o zaman maddeyi ve evrenin sırlarını anlamaya başlayabileğiz.

Gazeteci: Peki ya sonra ne olacak.

Tesla: Tanrı bize gülecek ve bizi tutuklatacak (Tesla bunları söylerken gülüyor..).

Gazeteci: Bu anlattıklarınız yazılarınızda “kozmik acı” diye sıklıkla bahsettiğinizin tam tersi değil mi?

Tesla: Hayır, çünkü biz hala Dünya’da yaşıyoruz. Birçok insanın farkında olmadığı bir hastalığı var. Bu nedenle birçok başka hastalık, acı, kötülük, sefalet ve savaşlar var. Bu hastalık tamamen tedavi edilebilir gibi değil, ancak farkında olmak yaşadığımız kötülükleri kontrol altına alabilmemizi sağlar. Yakın hissettiğim insanların acılarını bazen bedenimde hissediyorum. Bunun temel nedeni vücutlarımızın benzer maddeden yapılmış olması ve ruhlarımızın birbiri ile ilişkili olması. Bir yıldızın yok olmasının görüntüsü, bizi hayal edebileceğimizden daha çok etkiliyor. Dünyadaki yaratıklar arasındaki ilişkiler farkında olduğumuzdan bile fazla. Daha iyi bir gelecek için öğrenmemiz gereken çok şey var.

Kaynak : Webtekno

Nikola Tesla’s Most Extraordinary Interview, Hidden For 116 Years!

Antarktika'da kurulacak Türk bilim üssü için yola çıktılar

Türk Bilim İnsanları Antarktika’ya Bilim Üssü Kuruyor.

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Antarktika’da kurulacak ‘Türkiye Bilimsel Araştırma Üssü’ için ön fizibilite ekibi yola çıktı.

Cumhurbaşkanlığının himayesinde, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uhdesinde başlayan çalışmalar çerçevesinde; İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kutup Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (PolReC) ekibi, kurulması planlanan “Türkiye Bilimsel Araştırma Üssü” için çalışmalar yapmak üzere Antarktika’ya hareket etti.

İTÜ, Karadeniz Teknik Üniversitesi ile Hitit Üniversitesinden bilim insanlarının oluşturduğu 9 kişilik ekip, Atatürk Havalimanı’nda bilet işlemlerini yaptı. Ekipte yer alan İTÜ PolRec Müdürü Doç. Dr. Burcu Özsoy, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, daha önce Türk bilim insanlarının Antarktika’daki Bulgar, Şili ve Çek üssünde bazı çalışmalar gerçekleştirdiğini anlattı.

Tarifeli uçakla Buenos Aires aktarmalı Santiago’ya geçeceklerini, buradan da Punta Arenas kıyı şehrine varacaklarını kaydeden Özsoy, daha sonra Antarktika’daki King George adasına geçtikten sonra kiralanan araştırma gemisinde bilimsel çalışmalar yapacaklarını belirtti.

Özsoy, 30 günlük sefer boyunca Antarktika’daki karasal bölgelere ayak basacaklarına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Şu an Antarktika, hiçbir dünya ülkesine ait olmayan, 53 dünya ülkesinin bayrağı altında yönetilen bir kıta. 29 ülke danışman statüsündeyken geriye kalan 24 ülke gözlemci statüsünde. Türkiye Cumhuriyeti olarak biz gözlemci statüsüne 1995 yılında geçtik. O günden bu yana yapılan bilimsel çalışmaların daha seyrek olmasından ötürü gözlemci statüsünde kaldık. Danışman statüsüne geçmek şu anlamda önemli. Kıtayla ilgili alınması gereken kararlar olduğunda, bu mekanizmanın içinde olmak dünya ülkeleri tarafından çok büyük bir strateji olarak görülüyor. Antarktika, ancak danışman ülkelerin oy hakkına sahip olduğu bir kıta. Bu anlamda danışman statüsüne geçmenin şartı da barış ve bilime adanmış Antarktika Kıtası’nın sadece bilimsel olarak ele alınması, değerlendirilmesi ve bilimsel çalışmaların yapılmasıdır. Biz de aynı katkı ve stratejide giderek, bu sistemin içinde olmak adına, yapmış olduğumuz daha seyrek çalışmaları Türk bilim insanlarına açacak şekilde Türk bilim üssü kurulması hedefindeyiz.”

İTÜ PolReC Müdürü Doç. Dr. Özsoy liderliğindeki ön fizibilite ekibinde Karadeniz Teknik Üniversitesinden Doç. Dr. Ersan Başar, Hitit Üniversitesinden Öğretim Görevlisi M. Nurullah Alkan ile İstanbul Teknik Üniversitesinden Yrd. Doç. Burak Karacık, Dr. Hakan Yavaşoğlu, Araştırma Görevlisi O. Sabri Durak, Araştırma Görevlisi Ayşe Giz Gülnerman Gengeç, Kaptan Özgün Oktar ve Kaptan Sinan Yirmibeşoğlu yer alıyor.

Kaynak : aa

Yurtdışından gümrüksüz alışveriş limiti 30 Euro'ya düştü

Yurtdışından gümrüksüz alışveriş limiti 75 Euro’dan 30 Euro’ya düştü!.

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Yurt dışından gümrük vergisi ödemeden alışveriş yapma limiti 75 Euro’dan 30 Euro’ya düşürüldü.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, e-ticaret yoluyla ithal edilen ürünlere ve siparişlere gümrük muafiyet oranlarının çok yüksek olduğunu belirterek, “Yurt dışından 75 avroya kadar yapılan siparişler Türkiye’ye gümrüksüz girebiliyor, bu da haksız rekabete yol açabiliyor. Bunu 30 avroya düşürdük.” dedi.
Türkiye Teknoloji Buluşmaları etkinliğinde konuşan Tüfenkci, elektronik ticareti çok önemsediklerini söyledi, “E-ticaretin önü açık. Türkiye olarak çok mesafe alacağımız bir alan. Bunun temellerinin doğru atılması lazım.” diye konuştu:
“İnceledik. Bizim e-ticaret firmaları yurt dışına mal gönderdiğinde gümrüklerde karşılaştığı oranlarla, bizim yurt dışından e-ticaret yoluyla ithal edilen ürünlere ve siparişlere gümrük muafiyet oranlarımızın çok yüksek olduğunu gördüm. Geçtiğimiz günlerde bunun önerisini Bakanlar Kuruluna götürdük, bunu 30 avroya düşürdük.
Avrupa bunu 22,5 avro olarak uyguluyor. Çünkü bunun başka etkileri de var. Bakanlar Kurulunda imzadan çıktı, inşallah önümüzdeki birkaç gün içerisinde de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer.”

“E-ticarette yolun henüz başındayız”
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, e-ticaretle ilgili istatistiklere değindi:
“İstatistikler gösteriyor ki e-ticarette henüz yolun başındayız. Toplam perakende ticaretin sadece yüzde 2’si elektronik mecradan yapılıyor. Her 10 kredi kartından sadece 1,2’si internetten alışveriş için kullanılmış. Gelişmiş ülkelerde online perakendenin toplam içindeki payı yüzde 10’lara ulaşıyor.
Bugün için gerideyiz ama aradaki farkı hızla kapatabiliriz. Yine e-ticareti, ihracat için kullanabilirsek, ihracat menzilini genişletebiliriz. Şu anda bile e-ihracatımızın ortalama mesafesi, normal ihracatımızdan yüzde 50 daha fazladır. Bu alanda potansiyelimiz var.”
Kaynak: AA

Serbest Tüketici

Elektrikte serbest tüketici limiti düşürüldü! 8,4 milyon aboneye müjde…

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK), elektrikte serbest tüketici yıllık tüketim limiti, 3 bin 600 kilovatsaatten 2 bin 400 kilovatsaate düşürüldü. Buna göre gelecek yıl aylık elektrik faturası 82 lirayı geçen tüketici tedarikçisini seçebilecek.

EPDK’dan yapılan açıklamaya göre, 2017 yılı serbest tüketici yıllık tüketim limiti yeniden belirlendi.

Buna göre, 2016 yılı için 3 bin 600 kilovatsaat ve üzeri olan serbest tüketici limiti, 2017 yılı için 2 bin 400 kilovatsaate düşürüldü.

Söz konusu karar çerçevesinde, 2017 yılı için belirlenen limitte aylık faturası 82 liranın üzerinde olan tüketiciler, serbest tüketici niteliğine sahip olacak ve tedarikçisini seçebilecek.

Böylece, yıllık tüketimi 2 bin 400 kilovatsaatin üzerinde olan yaklaşık 8,4 milyon abone serbest tüketici olma hakkı kazanacak.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, sözleşme imzalayacak serbest tüketicilerin, imzadan önce haklarını ve yükümlülüklerini çok iyi öğrenmeleri gerektiğine işaret etti. Yılmaz, “Abonelik sözleşmeleri çok dikkatle okunmalı ve imzalanmalı. Vatandaşlarımız, tedarikçisini titizlikle seçmeli ve kendi tüketim alışkanlıklarına uygun sözleşmelerin altına imza koymalı.” ifadesini kullandı.AA

SERBEST TÜKETİCİ NEDİR?

Serbest tüketici, tedarikçisini seçme ayrıcalığına sahip gerçek veya tüzel kişiye denir. Serbest tüketici olabilmek için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından yayımlanan “Serbest Tüketici Limiti”nden daha yüksek elektrik enerjisi tüketmek gerekmektedir.

2016 yılı için EPDK tarafından belirlenen Serbest Tüketici olma limiti 3.600 kWh’tır. Yıllık toplam tüketimleri bu limiti geçen veya bu limitin üzerinde tüketim yapacağını taahhüt eden tüm gerçek ve tüzel kişiler, serbest tüketici olma hakkını elde eder. Gereken şartları sağlayan tüketiciler bağlı bulundukları elektrik dağıtım şirketine dilekçe ile başvuruda bulunarak Serbest Tüketici Belgesi alabilirler.

Serbest Tüketici olduğunuzda;

– Özel tedarikçilerle yapacağınız anlaşmalarla dilediğiniz tedarikçiden elektrik enerjisi satın alma hakkını elde edersiniz.

– Kendi tedarikçinizi seçerek mevcut tarifeler arasından belirleyeceğiniz biriyle ihtiyacınıza uygun, daha hesaplı elektrik enerjisi kullanma olanağını elde edersiniz.

– Enerji şirketleriyle yapacağınız sözleşmelerle, üretim ve işletim maliyetlerinizi en alt seviyeye düşürebilirsiniz.

– Toptan satış şirketleriyle işbirliği yaparak tesis ve ürünlerinizi piyasadaki gerçek zamanlı üretim-tüketim dengesizliğinden kaynaklı belirsizliklerden soyutlayıp, maliyet artışlarını en düşük düzeyde tutabilirsiniz.

– Kontrat süresi bittiğinde tedarikçinizin çalışma performansını değerlendirebilir, elde ettiğiniz sonuçlara bağlı olarak kendiniz için en uygun tedarikçiyi, içeriği size göre uyarlanmış bir kontrat ile belirleyebilirsiniz.

Kaynak: AA, mynet

Plaza Dili

Plaza Dili’ne savaş açtı, yaptırımı 5 TL!

tarihinde yayınlandıYorum yapınUncategorized içinde yayınlandı

Eczacıbaşı’nın ‘uydurukça’yla savaşımı…

‘Brainstorming’, ‘challenge’ etmek, ‘deadline’, toplantı set etmek ve daha nicesi… İstanbul plaza dili çoğumuz için artık yabancı bir dil gibi.

Eczacıbaşı Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı ise ‘uydurukça’ adını verdiği bu dille mücadele başlatmış durumda. Şirkette bu dille konuşanlara 5 TL ceza veriliyor ve toplanan para Eczacıbaşı Gönüllüleri’ne gidiyor ve okullara sözlük alınıyor.

Hürriyet’ten Ayşe Arman’a konuşan Eczacıbaşı’nın Türkçe duyarlılığına kulak verelim:

“Bülent Bey, gerçekten kediniz Karakedi Kaşmir, sizin asistanınızdı da… Siz, onu kediye mi çevirdiniz?

Evet, eskiden asistanımdı! Ama ben çevirmedim, kendisi dönüştü.

Nasıl yani?

-Eczacıbaşı’nda ‘uydurukça’ konuşanlar, belirli bir sınırı aşınca kendiliğinden kara kediye dönüşürler.

Aman iyi ki uyardınız! Ben de size, “Bir selfie çekebilir miyiz birlikte” diyecektim. İyi ki dememişim. Uyduruk Türkçe konuşunca, kim bilir beni neye çevirirdiniz?

-Korkma, bizde misafirlere dokunulmaz! Uydurukça konuşan misafirleri de çeşitli yaratıklara çevirmeye kalksaydık, burası hayvanat bahçesine dönerdi.

Bu da iyiymiş! ‘Selfie’ yerine ‘özçekim’ mi demem gerekiyor?

-Gerekiyor diye bir şey yok. Herkes istediği kelimeyi kullanmakta özgür. Ama ‘özçekim’ fena mı? Türkçesi dururken İngilizcesini kullanmak özenti değil mi?

Wow! O zaman ‘brainstorming’ yok, ‘challenge’ yok, ‘deadline’ yok, hatta ‘hello’ yok, ‘karizma’ yok, ‘mood’ yok…

-Bak bu verdiğin örnekler, önemli bir soruna işaret ediyor aslında. Biz, yeterince terim türetmiyoruz. Türkçenin yapısıyla uyumlu sözcükler türetip, yabancı dil istilasını mümkün olduğu kadar önlememiz gerekiyor. Türkçe de terim üretmeye uygun bir dil.

Eczacıbaşı binasına ‘giriş yaptığımdan’ beri düşünüyorum. Pardon, “Binaya giriş yaptım” demek de ‘uydurukça’ mı?

-Tabii ki uydurukça! Hem de ‘uydurukça’nın âlâsı! “Yapıyor olmak, ediyor olmak” gibi ifadeler de öyle… Türkçesi bulunan yabancı kelimeler kadar, Türkçede olmayan tuhaf ifade biçimleri kullanmak da uydurukça! “Girdim” demek yerine, “Giriş yaptım” demenin anlamı ne? Bir de, işin tuhafı, giriş-çıkış yapanlar, nedense hep yüksek ve saygıdeğer şahıslar oluyor! “Müdür Bey giriş yaptı!” deniyor hep. “Sokaktan bir adam giriş yaptı” hiç olmuyor nedense…

Türkçeyi uyduruk konuşunca, kendi şirket elemanlarınıza ceza olarak para mı kesiyorsunuz?

-Yok canım. Ceza, işin şakası. Sadece gönüllü katkılarda bulunuyorlar!

O gönüllü katkılarla ne yapıyorsunuz peki?

-Sözlükler satın alıp, okullara armağan ediyoruz!

O sözlüklerle sayenizde ‘benefit’ sağlayanlar oldu yani!

-Evet, ‘benefit sağlıyor olduk’ ve bundan büyük ‘mutluluk duyuyor olduk’!

Peki şirket çalışanları nasıl ‘adapte’ oldu? Ay pardon, tepkileri ne oldu? Kolay uyum sağladılar mı?

-Tabii, tabii. Amaç farkındalık yaratmak. Yarattık. Kendi çapımızda da yaratmaya devam ediyoruz. Ama tabii böyle büyük bir sorunun, eğlenceli bir oyunla kökünden çözümlenebileceğini hayal etmiyoruz.

Sizce “Türkçe yıkılıyor” mu?

-Evet. Gençlerin “Yıkılıyoooo!” diye övmelerini hak edecek kadar güzel bir dilimiz var. Türkçe olumlu anlamda yıkılıyor! Belki de en güzel devrini yaşıyor. Yeter ki, biz, dilimize özen gösterelim.

Son yıllarda ‘plaza Türkçesi’ diye bir şey mi gelişti?

-Bu tanım bize ait değil. Ama evet, plazalarda ‘uydurukça’ daha çok kullanılıyor…

İyi de bazı kelimelerin de Türkçesi yok…

-Tabii yok. Her dil, başka dillerden sözcükler alır. Dillerin doğal gelişme sürecinin bir parçasıdır bu. Önemli olan, bunu aşırıya götürüp, ortaya kimsenin anlamadığı bir dil çıkarmamak. Bir zamanlar da, dilimizi Arapça ve Farsça kelimelerle doldurduk, Osmanlıca konuşan dar bir çevre dışında halkın anlamadığı bir dil ortaya çıktı…

Bir liste de yayımlamışsınız şirkette ‘plaza Türkçesi’yle ilgili. Neler var o listede?

-Odaklanmak yerine fokuslanmak, taramak yerine scan etmek, yönetmek yerine manage etmek, nakit yerine cash, önermek yerine propose etmek. Ve daha neler, neler…

Siz hiç mi konuşurken araya İngilizce, hatta Almanca sıkıştırmıyorsunuz?

-Sıkıştırmıyorum diyemem. Ama elimden geleni yapıyorum. Zaten en korktuğum şey, yanlışsız Türkçe kullanmak iddiasında olduğum gibi bir izlenim yaratmak. Bu söyleşiden sonra yandım ben! Her kelimem büyüteç altına alınacaktır.

‘Uydurukça’, Türkçesi bulunan kelimelerin İngilizcesi kullanıldığında ortaya çıkıyor. Peki Türkçenin tek sorunu bu mu?

-Tabii ki değil! Yaygın şekilde bozuk ve yanlış Türkçe kullanımı, dilbilgisi ve imla yanlışları, telaffuz yanlışları da söz konusu. ‘Plaza Türkçesi’, sorunun sadece bir bölümü, hatta küçük bir bölümü…

Siz Türkçenin, dünyanın en önemli dillerinden biri olduğunu mu söylüyorsunuz? Bu, biraz iddialı değil mi?

-Değil! Bir dilin dünyadaki yaygınlığı, söz varlığının zenginliği, yapısal özellikleri, ifade gücü, tarihi, işlenmiş bir dil olup olmadığı, kaç kişi tarafından kullanılmakta olduğu, o dilde edebi ve bilimsel eserlerin verilmiş olup olmadığı gibi ölçütlere bakmak lazım… Bakınca fark ediyorsunuz ki, bütün bu ölçütlere göre Türkçe, dünyanın en önemli dillerinden biri. İngilizce, Türkçeden sekiz asır sonra yazı dili olabilmiş.

Bu ne anlama geliyor?

-Türkçe’nin çok daha uzun bir tarih süreci içinde bir kültürün taşıyıcısı olduğu anlamına geliyor. Kendi elimizle güzel dilimizi yağmalamanın ne âlemi var?

Ne kadar geniş bir coğrafyada kaç kişi tarafından konuşuluyor Türkçe?

-Çeşitli lehçeleriyle değerlendirildiğinde 220 milyon kişi tarafından. Dünyada beşinci…

Harika bilgiler bunlar. Ama siz ‘dil polisliği’ne soyunmadınız değil mi?

-Yok, hayır. Dilde yasakçılık ve zorlama olmaz. O, Nazilerin yöntemi olur. Onlar Almanya’da bunu denediler, hiçbir sonuç alamadılar. Kelimeler kendilerini kabul ettirebilirlerse var olurlar ve kullanıma girerler. “Günaydın” kendini kabul ettirdi, hepimiz kullanıyoruz. “Tünaydın” ise ettiremedi, yok oldu. Buna halk karar veriyor.

Türkçede sizin tespit ettiğiniz sorunlar ne?

-Birincisi, okullarda dilimizin öğretimine önem vermiyoruz ve dilimizi öğretemiyoruz. Ana dil, bu kadar kötü eğitime kuşaklar boyu dayanamaz! Kendi dillerini öğrenemeyenler, tabii yabancı dilleri de öğrenemiyorlar. İkincisi, yeterince sözcük türetemiyoruz. Sözcük türeterek kullanıcıların beğenisine sunmak dil kurumlarının, yazarların, iletişimcilerin, hepimizin yapabileceği bir şey. Onun dışında medyada rastlanan yanlış kullanımların önüne geçilmesi çok önemli. Medya kurumları, sunucuların doğru Türkçe konuşmaları, sözcükleri doğru telaffuz etmeleri konusunda çaba göstermeliler. Uzman danışmanlardan yararlanmalılar. “… meydaaana geldi” diye konuşanlar sunucu olabilirler mi?”